Sitedeki Kısaltmalar, Anlamlar ve Site İçeriği (OKU) Güncelleme 07 Aralık 2008

22 Kasım 2009 Pazar

Ülkemizde Siyasetçiler Neden Eleştiren Kesimden Korkmaz?

Elinize bir mikrofon geçiyor ve tüm ülkeye sesleniyorsunuz, aaa aa aaa...
Oysaki o halkın konuştuğu, anladığı dil bbb bb bbb...


Siyasetçi Neden Yalan Atar?
Halk Buna Neden İnanır?

Binlerce yıldır siyaset yalan üzerine, yalan atabilme becerisi üzerini kurulu bir sistemdir. Sistemdir çünkü yerleşik bir düzeni ve yapısı vardır, kolay kolay bozulmaz ya da değişmez. Yalandır, çünkü vaat edilen çözümler olmaz! Peki siyasi güç bu yalan atabilme ya da halkı kendine inandırabilme becerisini nerden alır? Bu sorunun yanıtı çok karmaşık ve dallı budaklıdır fakat ben sadeleştirip anlatmaya çalışayım. Her hangi bir gücün kaynağı kendisinden gelmez. Mutlaka dışarıdan, kendisi dışında bir kaynaktan gelir, alır. Siyaset de bu sahip olduğu ezici gücü dıştan alan yapılardandır. Siyasette yalan atabilmek için de her şey mubahtır. Siyasetçinin yalanına her seferinde halkın inanma ihtiyacı veya algılayışı da çeşitli etkenlere dayanır. Ben sanatçıya, aydınla olan ilişkisini ön plâna alıp, onunla ilişkilendirmeye çalışacağım.
[devamınıOku+copy.gif]

18 Kasım 2009 Çarşamba

Arthur Schopenhauer - Düşünce Yapısı ve Sanat Üzerine (1788 - 1860)

"Nesnelerin çekiciliği, bize dokunmadıkları ölçüdedir. Hayat hiçbir zaman güzel değildir; güzel olan, hayat üzerine yapılmış betimlemelerdir sadece. Özellikle, şiirin ışığı bu görünüşleri aydınlatıp ışıttığı zaman ve yaşamanın ne olduğunu bilmediğimiz gençlik yıllarında kavrarız bunu."

Arthur, uzun yıllar Berlin Üniversitesi'nde okutmanlık vazifesinde bulunmuş, 1831 tarihinden itibaren Frankfurt'a çekilerek eserleriyle uğraşmağa başlamıştır. Çok çalışkan ve enerjik bir insan olan Schopenhaur, pesimist(kötümser) filozoflardandır. Bütün felsefesini tasarım ve irade üzerinde kurmuştur. Ona göre dünya, ancak bir zekâ içinde tasarlanmış olarak kabul edilebilir. İrade, bu tasarlanmış dünyanın dayanağıdır. Bu irade, yaşamak isteği eğilimi ile kendini gösterir, fakat bu gayretin yanında ıstırap vardır. Hegel, Schelling ve Fichte'ye karşıt bir filozoftur.
[devamınıOku+copy.gif]

17 Kasım 2009 Salı

Baba ve Kızı - Father and Daughter - 2000

Hollandalı yönetmen Michael Dudok de Wit'in sekiz dakikalık kısa animasyon filmi 'Baba ve Kızı', 2000'de en iyi kısa film oscarı'nı kazanmasıyla ilgi odağı olur ve tanınmaya başlanır.

Melankolik bir havası olan filmde Baba-Kız ilişkisinde çizginin de tadı katılarak gerçek ile hayâlin ilişkilendirilmesi ön plâna çıkıyor.
[devamınıOku+copy.gif]

16 Kasım 2009 Pazartesi

Söz

söze yaklaştı ve dediki
seni buraya kim yazdı
kim kelimeden kaş, göz ve ses verdi sana
söz, ilkin sustu
sonra dediki

[devamınıOku+copy.gif]

Shovkat Alakbarova Mahnıları

Orijinal ismi Şövkət Ələkbərova olan Azeri sanatçı, Azeri operası ve halk türkülerinde(mahniler'inde) kayda değer bir sestir. Daha öncede Küççük Radyo bölümünde bir parçasıyla bloga misafir olan Shovkat Alakbarova, internette gezinirken rast geldiğim bir derleme listesiyle yine bizlerle...
Listeyi dinlemek için hoparlör simgesine tıklayın.
Bir de videosunu paylaşmak istiyorum. Öncede sevip paylaştığım Arzular parçası ve sonrasında da sözleri Fuzûlî ait, bizde de epeyi yorumlanan "Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı?"
[devamınıOku+copy.gif]

14 Kasım 2009 Cumartesi

Mehterân ve Kızıl Ordu Korosu Buluşması - Katyuşa - 2008

Bu iki askeri ordunun belki de yapabilecekleri en iyi şey dir. Müzik yapmak! Katyuşa parçasını seslendirdikleri video, söyledikleri diğer parçalar arasında en iyi sentez olmuş bence. Mehterân ve Kızıl Ordu Korosu'nun diğer parçalarını da video sonrasında izleyebilirisiniz...



[devamınıOku+copy.gif]

Farlara Üff De...

Başarılı bulduğum bir reklâm filmi. Üniversiteli müzik gruplarının katılabildiği, bir otomobil firmasının reklâm filmi. Dileyen olursa kayıtları hâlâ devam etmekte...

[devamınıOku+copy.gif]

Sahilde Kafka - Haruki Murakami - 2009

Uzun zamandır tasarımı iyi olan kitap kapağı sunmadığımı fark ettim. idefix'de gezinirken görüp etkilendim ve başarılı buldum. Donuk ama her an hareket edecek gibi duran kapak görseli, açık koyu değerler açısından ve kırmızının kullanımı açısından hayli başarılı. İçeriğinden ve yazarından anlaşıldığı kadarıyla iyi bir yapıta benziyor; ama yine de alıp bakmak lâzım.

Kitap hakkında: idefix, kitap-özet
Kitabın diğer kapakları: 1, 2,
Yazarın beğendiğim başka bir kitap kapağı: 1,
[devamınıOku+copy.gif]

11 Kasım 2009 Çarşamba

Latif Bolat - Aşk Olsun - 2000 (Düzenleme 2008)

Albümün ilk düzenlemesi 2000 yılında yapılmış ve 2008'deki albümden benzer parçalar da içeren bir albümdür. Yurt dışında yaşayan Bolat, ülkemizde pek gözükmemeyi tercih eden bir sanatçı. Sesi ve yorumlama farklılığı, onu benzerlerinden ayıran bir unsur olması yanısıra, icrasındaki parçaların bilindik sesinin dışında bir müziği vardır. Ben, Kaldı Yurdum parçasını hayli sevdim. Önceki albümünde bu parçanın da olmadığını belirtir, iyi dinlemeler dilerim...
[devamınıOku+copy.gif]

10 Kasım 2009 Salı

Bir Resim Al, Çocuğunun Evi Garanti Olsun!

Başlık ilkin geleceğe yapılabilecek bir yatırımın sanat yoluyla da yapılabileceğini öngerse de, aslında sanat eserinin bilinçsiz alıcı tarafından metalaştırılacağına bir örneği olmaktan öteye gitmiyor.

Hürriyet'in haberinde Ferruh Başağa'nın hasta olduğu ve yapıtlarının şuan pek de para etmediği ama öldüğünde çok para edebileceği vurgulanmış. Direkt öyle bir vurgu olmasa da böyle bir çıkarım yapmak da mümkün.


HÜRRİYET'İN HABERİ
Resim piyasasını yönlendirenlerden sık sık duyarsınız koleksiyonerliğin ne kadar büyük bir yatırım olduğunu. Galeri yöneticileri, müzayedeciler sık sık isim vererek bir tablonun şu kadar yılda yüzde kaç kazandırdığını örnekleriyle anlatarak daha fazla kişinin plastik sanatlara yatırım yapmasını sağlamaya çalışırlar.


Haklıdırlar da... Bilinçli bir yatırımcı bu işten hem çok iyi paralar kazanabilir, hem de estetik duygularını tatmin etmiş olur.
Özendirme konusuna hiç kimsenin itirazı olmaz kısacası.
Fakat geçtiğimiz haftalarda aldığım bir sergi davet mektubu çok başka şeyler düşündürdü bana.
Belki hiç kötü niyetleri yoktur, ifadeler amacını aşmıştır bilemiyorum. Okuyun siz karar verin.
Mektup Troy Sanat Galerisi tarafından yazılmış.
31 Ekim’de açtıkları ve 4 Aralık tarihine kadar sürecek olan Ferruh Başağa sergisine davet ediyorlar sanatseverleri.
Aynen şöyle yazıyor mektupta:
“FERRUH BAŞAĞA’NIN ‘YAŞADIKÇA’ adlı sergisi bu hafta sanatseverlerle buluşuyor ve sergi 4 Aralık 2009 tarihine kadar devam ediyor.

YAŞADIKÇA
İnsan yaşamının, yakın bir gelecekte, 100-120 yıl olacağı yönündeki görüşler yaygınlaşıyor. Bu hesaba göre, 95 yaşındaki Ferruh Başağa’nın, daha nice yıllar sevenleriyle birlikte olacağı, umulabilir.
Uzun ömürle, sanat arasında bir bağlantı var mı? Araştırmaya değer. Ancak, sevginin yaşamla birlikteliği uzun sürüyor.
Picasso, Pisarro, Monet ve daha başka pek çok sanatçı, uzun yaşadılar. Bunların bazıları da ileri yaşlara değin fırçayı ellerinden bırakmadılar. Ne var ki, üretimde önderlik Ferruh Başağa’nın... 2009 yılının Ağustos ayına, yani 95 yaşına değin duraksamadan resim yaptı. Hem de bilinen düzeyini koruyarak.
O şimdi biraz hasta. İyileşir iyileşmez, oturduğu yerden küçük boyutlu yapıtlar üretmeye başlayacağı günü dört gözle bekliyor.
En iyisi, değeri ileride daha çok anlaşılacak, bu büyük insana, kolay gelsin demek.
Bizim eski bir sloganımız var: BİR FERRUH BAŞAĞA AL, ÇOCUĞUNUN EVİNİ ŞİMDİDEN AL.
En iyi dileklerimizle;
Troy Sanat”
Her şey güzel de keşke büyük ustanın yaşı hatırlatılıp bir de hastalığından bahsedilmeseymiş.
Sizce de “Aman bu fırsatı kaçırmayın” gibi bir anlam çıkmıyor mu buradan?

Kaynak Hürriyet




[devamınıOku+copy.gif]

09 Kasım 2009 Pazartesi

Eleni Karaindrou - Dust Of Time - 2009

Pek kıymetli besteci Eleni'nin yeni albümü. Eleni Karaindrou film müzikleri besteleyen Yunanlı bir müzisyen ve kederin ayrıca da elemin adresi gibi bir müziği vardır. 23 albümü bulunan sanatçının tüm albümleri ben de mevcuttur ve zamanla diğer albümlerini de sizlerle paylaşacağım. Bu son albümünde de Eleni yine ağır bir atmosfer yaratıyor bize. Bu atmosferler gerçi müziğini yaptığı filmlerde de vardır. Bilinen film müzikleri ise Sonsuzluk ve Bir Gün, Ulysses'in Bakışları ve Ağlayan Çayır filmlerinin müzikleridir. Theodoros Angelopoulos'un yönettiği filmler için genelde müzik yapar. Daha pek çok filmi de henüz ilgilizceye bile çevrilmemiştir.

Bazı besteciler vardır, müziğinden gayrısı yalandır ya... işte bu da öyle bir şey!





albümü edinin: amazon
Diğer film müzikleri: amazon




[devamınıOku+copy.gif]

Blog Başlık Resimleri (Temmuz - Ekim 2009)

Temmuz - Eylül
[anladim+ki+anlamak+yetmiyor+blog+baslik+gorseli+resmi+Temmuz+2009.jpg]

Ashes And Snow (Küller ve Kar)




Ekim
[anladim+ki+anlamak+yetmiyor+blog+baslik+gorseli+resmi+eylul+ekim+2009.jpg]

Eserin Adı: Bayram Cşkusu
Çeken: Necmettin Karaburgu (diğer fotoğrafları)
[devamınıOku+copy.gif]

Acının Uyuşturucu Etkisi Üzerine

Çivi çiviyi söker deyimi kolay yutulur bir deyim değildir. Çünkü kökü acıya dayanır ve bu acı hayli işlevsel bir acıdır.

İnsan, bir yeri ağrıdığında ya da acıdığında canının orada toplandığını düşünür, bilir. Çünkü acı-hele gerçek acılar-öyle kolay çekilir, taşınır bir "yaratık" değildir. Evet acı bir yaratıktır ve insandan insana değişse de, bunun evrensel, ulusal, yöresel ve kişisel acı türleri(yaratıkları) vardır. En şiddetlileri kişisel acılardır ve eğer bu acı yeri(bulunduğu beden) kadar canavarlaşmışsa sonunda evrenselleşir.

Acıdan kurtulmanın tek yolu vardır, o da acının bitmeyeceğini kabullenme acısı. Evet yani yine ilacı kendisi gibi başka bir acıdır.

Bazı hikâyelerde ve masallarda bir acıyı bastırmak ya da başka bir durumun oluşumunu önlemek için kişinin kendine acı uyguladığı görülür. Uyumamak için elini kesen kralın oğlu gibi...

Saray bahçesindeki değerli bir elma ağacından her gece elma çalınıyormuş. Kral, bu olayı önlemek için başka da kimselere güvenemediğinden çocuklarına ağacın yanında nöbet tutturuyormuş. Nöbet tutan tüm çocukları gece uykusu geldiğinden uyuya kalıyor, sabah da uyandığında elmaların çalındığını görüyorlarmış. En son, içlerinden biri, bir gece dayanmış ve uyumamış ama bu uykusuz geçen gece epey zor geçmiş. Kral, elmaların çalınmamasına çok sevinmiş. İkinci gece bu kez uyku daha beter bastırmış ama kralın oğlu yine de uyumamış. Kral gene çok sevinmiş; fakat üçüncü gece kralın oğlu uykuya yenik düşecekken aklına belindeki hançeriyle elini kesmek gelmiş. Düşünmüş ki elini keserse, elinin sancısından uykusu kaçar ve uykusuzluk acısını unutur...

evet bu ve buna benzer durumlar hayatta pek çok kez oluyor. İnsan, acısını dindirmek için başka açılara sarılabiliyor. Buradaki sarılmak deniz-yılan durumunu hatırlatmıştır sanırım. Velhasıl-ı kelâm, insan gerçek acıyı görür, çeker umarım.

Ö.S.D.
Mayıs 2009




[devamınıOku+copy.gif]

Yengi Yol - De Seville a Boukhara - 2003

Bu albümü paylaşma fikri yoktu aslında. Yani albümü dinlemeye başladığım ilk parçalarda böyle bir düşünce yoktu bende. Taa ki son parçaya gelinceye dek! Dinler dinlemez etkilendim, hatta daha ilk 5 saniye içinde bu parçaya en yüksek notu verdim... Parça bu
Rumba De Boukhara diye. Albüm Özbekçe ve Flâmenko'yla sentezlenmiş bir yapısı var. Çok fazla vokal yok üç parça dışındakiler enstrümantal. Albümün diğer parçaları da fena değil aslında ama ben en çok 11. parçayı beğendim.



Albümdeki Parçalar:
1 Bizne Tachlap
2 Qoshtar
3 Granadina
4 Buleria
5 Tangos
6 Barna Yiguit
7 Air De Danse D´azerbaidjan
8 Fandangos
9 Solea
10 Katta Ashula
11 Rumba De Boukhara


10. parça da 11.nin daha yavaş söylenmiş hâli aslında. tam bittiği yerde geçiş oluyor.
Rumba De Boukhara parçasının bendeki etkisi ağıt düzeyinde. Sanki parçayı söyleyen kadın eğlence, düğün yerinde ve hareketli bişeyler çalınmak zorunda ama öylesine kederli ve acılı ki parça figansız çıkmıyor. Sizlerin de ciğerini yakması dileğiyle.

myspace sayfası: myspace.com/yengiyol
Albümü edinin: amazon





[devamınıOku+copy.gif]

Yorum Bekleyen Yazılar...

Son Yorumlar

Anladım Ki Anlamak Yetmiyor Diyenler...

Yazıları

Ana Sayfadaki Konu Görselleri

Bakmacık

Yıllık

... Vikiden ...
Linklere tıklayın, bilgisine ulaşın.



E d e b i y a t T ü r l e r i

:::: N e s i r ::::
MasalÖyküRomanMakaleFıkraDenemeRöportajEleştiriAnıGünlükBiyografiOtobiyografiMektupGezi Yazısı


:::: Ş i i r ::::
Deneysel ŞiirDramatik ŞiirDidaktik ŞiirEpik ŞiirLirik ŞiirPastoral ŞiirSatirik ŞiirManzum HikâyeMesnevi ŞiirMetafizik ŞiirSenfonik ŞiirSomut Şiir


::::
D r a m a t i k Ş i i r ::::
TrajediKomediDram


Halk Edebiyatı





Viki Düzenleme ve Derleme Ö.S.D.
* * *

Unutmak-Mı?

???????????
*Kâzım Koyuncu
( 1971 - 2005 )



--------------------------------------------
*Cem Karaca
(1945 - 2004 )



--------------------------------------------
*Gökhan Semiz
( 1969 - 1998 )

Müzikleri için tıkla...

--------------------------------------------
*Münir Özkul
( 1925 - ...... )


--------------------------------------------
*Sadri Alışık
( 1925 - 1995 )


--------------------------------------------

İrade Özgür Müdür?

SENCE SANAT...?


Bu site(ayrıca tüm internet) en iyi ve en hızlı Mozilla Firefox ile görüntülenir. Ücretsiz İndirin Windows için ( 3.0.5, Türkçe )

-----
-----

Ayrıca sitedeki müzik ve videoları oynatabilmeniz için Flash Player 7 veya üstü gereklidir.
Onu da kendi sitesinden ücretsiz yükleyebilirsniz.



online dinle izle seyret internetten
\ ... Paylaşmak İstedikleriniz Varsa ... /

Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......

_____________________________________


Sitede kaynak gösterilmeyen tüm görsel ve yazılı paylaşımlar Ömer Saylık Davutoğlu'na aittir.
Kaynak gösterdiğiniz takdirde sizin de sayılır.









---------------------------------------
Destek Olan Herkese
Teşekkürler.




[Omer+Saylik+Davutoglu.jpg]

( Sitenin tüm harfleri, pikseli, kodu ve kapladığı zaman YÂREMSİN içindir. )
Blogger ile oluşturulmuştur.
Tüm hakları saklıdır.
© 2008 - 2009
MyFreeCopyright.com Registered & Protected


Başlıktaki görsel: İnternetten alınmıştır.
( Yayınlanan Diğer Başlık Resimleri )

  © Blogger template 'Grease' by Ourblogtemplates.com 2008

Sayfa Başına Dön -- Back To Top