! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
Anayolun karşı tarafında dikilmiş, tam karşısında kalan kulübeye pür dikkat bakıyordu. Ne, saatte yüz yirmi ile giden arabaları görüyor, ne de sessizliğini bastıran başka bir ses işitiyordu. Sonuna yaklaştığı sigarasından birkaç yudum daha aldı. Hayır! Tedirgin değildi. Aksine, tüm dinginliğini koruyordu. İçindeki herhangi bir sabah uyanışı kadar sakindi. Sigaranın sonundan her yudum alışında, göz kapakları kısılıyor, çakmak taşı misali gözleri ince kısa bir çizgi oluşturuyordu. Kumral uzun saçları her araba geçişinde yelleniyor, iç içe geçiyordu. Nihayet biten araba geçişlerinden sonra sigarası da bitmiş, artık karşıya geçebilirdi. Ayaklarının önüne attığı sigarayı, yeni pençelenmiş kunduranın ucuyla ezdi. Başını yavaşça yerden kaldırıp önce sola ardından sağa ve tekrar sola baktı ve en sonunda da karşıya. Kulübeye doğru, bu kez güneşin yardımıyla, kısık gözlerle baktı. Ağzında biriktirdiği tükürüğü bir seferde tükürdükten sonra karşıya geçmek üzere emin adımlarla yürümeye başladı. Daha karşıya varmamıştı ki cebinden sigara tabakasını çıkardı ardından benzinli çakmağını ve yolun orta yerinde dikilip sigarasını yaktı. Daha bir adım atmadan, oracıkta ciğerlerini dolduran derin bir nefes aldı, başını göğe dikerek. Aldığı nefesi verir vermez, tekrar yürümeye başladı. Karşıya geçtiğinde kulübeye yirmi-otuz adım uzaklıktaydı. Sigarasından derin nefesler eşliğinde kulübenin önüne kadar yürüdü. Kulübenin önüne vardığında, kapının hemen yanındaydı. Hemen içeri girmedi. Sigarasını ağzına aldı, ellerini kulübenin epeyce eski tahtalarına yasladı; kulağını da iki elinin arasında kalan boşluğa. İki üç saniye yine kısık gözlerle içeriyi dinledi. Yaslandığı yerden doğruldu ve kapının karşısına geçti. Hâlâ ağzında duran ve zaten bitmek üzere olan sigarasından son bir fırt alıp, iki parmağının ucuyla tutup yere attı. Daha sigarası yere düşmemişti ki sağ ayağıyla pek de sağlam olmayan kapıya yerlice bir tekme attı. O anda kapı komple sökülerek kulübenin içine girdi ve tabi ki o da içerdeydi. İçerde iki kişi vardı ve nerdeyse ikisinin de gözlerine aynı anda bakıp, dan dan...! İkisini de alnından teker kurşunla yerle yeksan etti. İki adam da oracıkta öldü. İçerde fazla durmadı sadece yeni bir sigara yakacak kadar. Artık kapısı olmayan kulübeden çıkarken, hemen kapının eşiğinde durup, bu kez daha derin bir nefes aldı ve aldığı nefesi verirken, içeri girmeden önce attığı ve bitmek üzere olan ve hâlâ yanan sigaraya basıp söndüğünden emin olunca yürümeye başladı. Anayolun önüne geldiğinde arabaların geçişi bitmek üzereydi. Derken son araba da geçti. Arabanın ardından yani bu kez önce sağa baktı ve zaten sol taraftan emindi. Direkt karşıya bakarak, karşı tarafa geçti. Karşıya vardığında artık sigarası bitmişti. Tutup öylece yere attı. Sigara daha önce attığı izmaritin yanı başına düştü. Onu da aynı ayakkabısıyla ezmeyi unutmadı elbette. İki söndürülmüş sigara yan yana duruyorken, o bunu fark etmedi bile. Saçlarının dağınıklığını düzeltip yoluna devam etti...

Ömer Saylık Davutoğlu
2005

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......