! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
Göğün yetmiş kat altında, duvarları simsiyah, penceresiz, kapısız, karanlık mı karanlık bir odada tek başına bir mum varmış. Yağlı upuzun bedeni ve içinde alevlenmeye meyilli fitili ile öylece olduğu yerde kendine bakar ama hiçbir şey görmezmiş. Bir vakit, birdenbire olduğu yerden kendi dibini fark etmiş. Öyle çok sevinmiş ki, onu karanlık bile işitmiş. Günler, aylar, yıllar böyle gelip geçerken mum iyiden iyiye kendi dibine âşık oluvermiş.

Âşık olduğu ama göremediği dibini bir yolunu bulup görmeyi kafasına koymuş ama anlamış ki bu karanlık varken dibini görmesi imkânsız. Karanlık, mumun her bir yanını sarıp sarmalamışken, birden mumun aklında bir ışık belirivermiş. Mum düşünmüş ki, başucunda duran fitilini yakarsa, etraf aydınlanır ve o çok merak ettiği, görmek istediği dibini böylece görürüm diye düşünmüş. Tüm aşkı ve isteğiyle çırpınırken bir anda alev alıp yanmaya başlamış! Işık bütün parıltısıyla etrafa yayılmış. Mum kamaşan gözlerini usulca açarken, bu hiç de kolay olmamış. Yıllarca biriken onca karanlığı gözlerinden silmek, ne kadar küçük bir odanın içinde olduğunu görmek ve hiç görmediği kendine, kendi ışığında bakmak biraz zaman aslada, bir müddet sonra alışmış. Aydınlıkla birlikte etrafını iyice gören mum, ilk iş olarak dibine bakmış ama mumun gördüğü tek şey yine aynı karanlıkmış. Neden her tarafın aydınlık, yalızca kendi dibinin karanlık olduğunu bir türlü anlayamamış. Bir vakit böyle yana yana beklerken, mumun aklına bir şey gelmiş.

Mum, ışığını bir sağ etmiş, bir sol etmiş; bir ileri bir geri etmiş ama nafile gördüğü tek şey hiçbir şeymiş. Ayrıca böyle yaparken de canı feci şekilde de yanıyormuş. Birden aklına başka bir şey gelmiş. Düşünmüş ki, ışığı yetmediği için dibini görmüyormuş. Daha çok, daha çok yanmaya başlamış. Var gücüyle yanmaya devam etmiş. Etraf daha aydınlık, oda daha çok küçülmüş gözünde ama gözünde olmayan tek şey dibiymiş. Alevi çok olduğu vakit yine alevini bir sağ, bir sol etmiş ama durum hiç değişmemiş. Işık büyüdükçe daha hızlı eriyip azalmaya başlamış. Azaldıkça da dibine yaklaşmış. Dibine yaklaştıkça daha fazla hisseder olmuş. Hâl böyleyken dibini görme arzusu daha çok artmış, artmış, artmış...

Mum, göremediği dibinin arzusuyla deliler gibi yanarken bir yandan da sonuna yaklaştığının farkına bile varamamış. O her seferinde daha çok yanmaya devam etmiş. Dibine her ne kadar yaklaşa da mum, merakından deliye döndüğü ve sadece bir kereliğine de olsa görmek istediği dibini yine de görememiş. Bir vakit başucunda yanan ateşi nihayet dibine varmış. Görünen o ki, karanlık da mumun dibinden bir türlü ayrılmamış. Mum, dibine bakmak için, son bir kez alevini bir oyana bir bu yana savurmuş ama nafile! Fitili bitip dibine değince, o anda içinde olduğu oda dibinden ayrılmayan karanlığa bürünmüş ve oda karanlığın içinde sonsuzluğa uzanan bir boşluğa dönüşmüş. Mum dibine erse de, dibini görmek ona bir türlü nasip olmamış. Artık ne yanacak bir fitili ne de dümdüz bir bedeni kalmış geriye. Mumun dibine olan aşkı artık hiç bitmeyen bir karanlığın tam da ortasında, göğün yetmiş kat altında kalmış.


Ömer Saylık Davutoğlu
2005

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......