! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
ahmet sait akçay
Entelektüel, tamamen zihin dünyasıyla ilgili bir kavram. Zihin üretimini intelekt bir karşılık olarak değerlendiririz. Çile kavramı ise bir sancıdan doğar.

Kişinin bir açmaza girmesiyle zihninde yarattığı ikilemin ortaya çıkardığı nüve, bize zihin dünyasının kapsamını gösterecektir. Batı dünyasında, akıl üzerine yoğunlaşan Aydınlanmacıların etkisi gittikçe azalınca, akıl romantik bir duyarlıkla bütünleşiverdi. Aklın dışında olup da duyarlığı besleyen unsurlar, benlik kavramını da etkiledi. Sanatın dış dünyayla ilgisini azaltan bu romantik temel, nesnel ve somut gerçekliğe de sırtını dünmüş oluyordu. Bilimsel ve kaotik bir yüzyıl sonrasında Batı, rasyonalitesinin bütün değerleri format değiştirerek, metafiziğin derinden hissedildiği biçimcilikte yeni anlam/anlamsız arayışlara giriyordu. Aydınlanmanın miras bıraktığı akılcılık ise, kaotik bir güç olarak hafızalarda kalacaktır. Romantik duyarlık Aydınlamanın tekinsiz sahasından yol alıyordu. Aydınlanma boyunca bilinçdışına itilen dinsel ve metafizik dürtüler, önce Gotik sıçramalarla tersyüz ediliyordu. Ölüler geri geliyordu, sözgelimi. Lacan’ın deyimiyle “usulünce gömülmeyen ölülerin geri gelişi” Fransız İhtilaliyle siyaset alanında belirgin bir biçimde gözlendi. Mary Sahelley, Frankenstein romanında on sekizinci yüzyılı çok metaforik bir biçimde kurmacaya döküyordu. Çünkü Dr. Frankenstein Aydınlanmanın metaforuydu. Yarattığı ise aklın ya da Fransız İhtilalinin bir simgesiydi. Oğul, baba dediği yaratıcısını öldürmüştür. Çok önemli bir dönemin de habercisidir Shelley aslında. Oldukça prophetic bir yaklaşımla metne yöneldiğimizde modernist aklın temelini inşa edebileceğiz. Shelley bana kalırsa modernizmi de önceliyordu bu romanında. Batı akıl mekanizmasının altını oyan Shelley, bilinçdışına yaptığı göndermeler, Frued’un tanımlamasıyla “bastırılanın geri dönmesi” diyebileceğimiz bir durumun söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Sehelley’in romantik biraz da gotik duyarlığını paylaşan diğer romantikler, Worsworth ve Blake gibi geçmişi fazlaca kurcalayanlar, yüzyıl dönüşümünden insanî bir pay çıkararak duyarlıklarını beslediler. Daha sonra gelecek olan Naturalistler, iyimser ve pozitivist bir yenilenmeyi öngörseler de Sanayi sonrası Avrupa’nın iyimserliğe izin vermeyen acımasızlığı karşısında “yeni romantikler” diye anılan modernistler hayatın bütün kötümserliğini sanatın kendiliğindenliğine bağlayarak, sanatsal algıyı yeniden tanımladılar. Ondokuzuncu yüzyılın sonlarından başlayarak yirminci yüzyılın ilk çeyreğini aşan imajinatif edebiyat ve sanatsal yaratıcılık anti mimetik algılamayı kabul ederek, modern kurguyu tersyüz etti. Modernistlerin sanatsal yaratıcılığı bir seçkincilik içeriyor. Sanatçının etik duyarlığının bir yansımasıdır. Sanatın hizmet mekanizmasından soyutlanması, edebiyatın özne’leşmesi modernistlerin çabaları sonucudur. Flaubert, sanatı “asketik bir din” olarak görüyordu. Asketik yani çileci olan bir yaratıcılık öngörülüyordu. Çilecilik kavram olarak dinîdir, ancak barındırdığı iç sorgulama ve sancı, sanatın merkezinde yer almaktadır.

Modernistlerin sanat algısı tamamıyla bir soyutlanmayı içerir. Sanatın toplumsal işlevinden arındırılması, modernistlerin yeni dünya karşısında ortak tavrıdır. Topluma dönük mesajlardan gittikçe uzaklaşan sanat algısı, öznesini de kendisi yaratmıştır. Sanatın nesneleşmesine bir tepki olarak modernist hareket, sanatçıyı kurgunun merkezine aldı. Aydınlanmayla başlayan “sıradan birey” i anlatma sevdası artık yerini, seçkinci bireylere, yani sanatçılara bırakıyordu. Dolayısıyla sanatsal dönüşüm, burjuvazi yalanlara da bir tepki olarak doğuyordu. Axel’in “hayat mı, uşaklarımız bizim için zaten yaşıyor” ifadesi modernist duyarlık için seçilmiş bir örnektir.

Sanattaki biçimsel yaratıcılık, izolasyon aklın kurgusuna da bir müdahaledir En başta dilin sembolik, metaforik olması, kronolojik olmaması yenilikleri, resimde kübist tavırlar ve yeni açılımlar sanatın doruk noktasını işaret ediyordu.


Entelektüel çile, doğrudan kişinin yaratıcılığıyla alakalıdır. Doğuda ve batıda çok farklı biçimlerde tezahür etmektedir. Entelektüel çilecilik Batı’da etik’le koşut giderken, bizde daha çok ahlakî bir duruş almıştır. Batı düşüncesinin kendi içindeki evrilmesiyle, İslam dünyası savunmacı kimliğini almıştır. Osmanlının son dönemlerinde yaşanan “modernleşme şoku”yla İslam Uleması Batılı dünya karşısında, özellikle Batının kendisinin 50 yıl içerisinde reddedeceği pozitivist akımla ciddi manada sorunlar yaşamıştır. Varlığı hatırlamak olarak algılamak lâzım. Yüzyıllarca bir monolog içerisinde yaşayan İslam Uleması, ötekiyle karşılaşınca reflekslerle karşı duruma geçmiştir. Bir tanımlama güçlüğü yaşadıkları kesindi. Edebiyatta bu şoku atlatmaya çalışan Ahmet Mithat Efendi’nin çözümü çok basitti, sentezcilik. Daha sonra modernist diyebileceğimiz kaygılarla, aynı sorunu Ahmet Hamdi Tanpınar işleyecektir. Türk edebiyatında modernist karşılığı ancak 50’lerde İkinci Yeni ve 50 Kuşağı öykücülerinde bulabiliriz. Yazınsal soyutlanmayı en uç noktalara taşıyan Leyla Erbil, Feyyaz Kayacan, Bilge Karasu ve Vüsat O. Bener’dir. Daha sonra Sevim Burak tabii ki. Şiirde ise romantik bir duyarlıkla çileciliği besleyen Sezai Karakoç ve soyutlanmayı içselleştirerek yaşayan Ece Ayhan başta gelmektedir.

Türk edebiyatında entelektüel çileden söz etmek o kadar kolay değil. Belki de entelektüel kaygı desek bir karşılığını bulma şansımız olacaktır. Entelektüel çilecilikle vicdanî bir duyarlığı da kastettiğimizi belirtelim. Klasik kültürü yeni formlarla yenileyerek yazan Ebubekir Eroğlu’nun gerek şiir gerekse düzyazı sahasında yansıttığı romantik ve vicdanî duyarlıklarla örülmüş dünyası çilecilikle örtüşüyor.

Kaynak: ayrinti.net

0 Yorum:

Konuyla ilgili düşüncelerinizi ekleyin↓

― Lütfen konuya yönelik yorum yapınız.
― Blog'a yönelik yorumlarınızı " Blog Yorumları " sayfasına bırakınız...
― Google Hesabı olmayanlar Yorumlama Biçiminden Adı / URL'yi veya ANONİM seçerek yorum yapabilir...

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......