! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
5 Eki 2008

Ben, Bayım...

David Herbert Richards Lawrence, genel olarak kullandığı adı D. H. Lawrence'dir. İngiliz yazar pek çok dalda yazın denemeleri yapmış, diğer tüm iyi yazarlar gibi o da devrinin(D. 1885 - Ö. 1930) taşlananlarından. Birçok defa bitirmek için üzerinde çalıştığı "Oğullar ve Sevgililer" romanı, bilinen yapıtlarındandır. Şiirle de haşir neşir olan Lawrence, Türkçeye çok az çevrilen yazarlardan. Aşağıda yazdığı bir şiir için yorum yapmak istiyorum...

Sanki kendisiymişim gibi,
ona aitmişim gibi dokunuyor bana.
O korkunç şeyi, benim öteki olduğumu anlayamadı henüz.
İki kişi olacağız, birbirinden ayrı;
ikimizin de ayrı bir benliği olacak.
Budur yaşam, gerçek özgürlük budur.
"Ben", iki kişiden oluşan bir canlıdır bayım ve özgürlük "ben" değil, "o" olabildiğin ölçüde gerçektir ve *tuzludur. Sorunlar yaşadığı sevgilisi Freida'yla olduğu dönemde kaleme aldığı bu satırlar, Lawrence'nin gözünü açmak yerine kapatmış daha çok. Oysaki eserlerinde modernizm ve endüstrileşmenin birey üzerindeki yabancılaştırıcı etkisi üzerinde durmuş ve dönemin kapitalistleriyle çekişmiştir ama görünen o ki benlik duygusundan ve sınırsızlaştırmak zorunda kaldığı özgürlük duygusundan kurtulamamış, mahkûmu olmuştur. Gerçek özgürlük sınırları içine, sınırsızlığı alıp, uygulayabilen duruş biçimidir. Aksi hâlde sınırsız özgüllük alanında her şeyi yapmak zaten mümkündür. Bu özgürlük değil, asıl alan işgalli anlamına gelir. Tersini düşünenler, Amerika'nın Irak'a girmesini özgürlükçü bir olay olarak değerlendirirler.

Elbette Lawrence'nin iyi olan tutumları da vardı: ona göre kabul görmek önemli değildi, önemli olan kabul görmeyen sözlerine inanmak ve bu inancı kaybetmemekti. Sanırım benim bu eleştirime karşı inancını hâlâ koruyordur.Ö.S.D.

*tuzlu: Eskiden "tatlı" niteleme sıfatı yoktu. Tek tat, tuzun tadıydı ve iltifat etmek istendiğinde tatlı değil, tuzlu denirdi.

0 Yorum:

Konuyla ilgili düşüncelerinizi ekleyin↓

― Lütfen konuya yönelik yorum yapınız.
― Blog'a yönelik yorumlarınızı " Blog Yorumları " sayfasına bırakınız...
― Google Hesabı olmayanlar Yorumlama Biçiminden Adı / URL'yi veya ANONİM seçerek yorum yapabilir...

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......