! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
visnecim.blogspot'ta Böcek'ten okuduğum ve içimi burkan bir yazıyı izniyle sizlerle paylaşmak istiyorum. Hayallerin gerçekle ilintisine bir yolculuk gibi. Böyle bir olay yaşamamış olsanız bile bu hisleri mutlaka hayatın bir yerinden ağrılamışsınızdır...

-------------------------

Benim Adım Aysun

Demli çay kokusu, mutfaktan evin her bir köşesine dağılmıştı.. Kahvaltı soframı tekrar gözden geçirdim, sevgilimin alnına küçük bir öpücük bıraktım ve sofranın kenarına da minik bir not iliştirdim...
"Sevgilim, gazete almaya çıkıyorum.. Ayrıca sevdiğin taze ve sıcak odun ekmeklerinden de... Seni çok seviyorum, Aysun..."
Bugünün farklı olacağı apartmandan dışarı adım attığım anda belli olmuştu..Güneşi hiç bu kadar parlak görmemiştim çünkü.. Sarı saçlı sonbaharın mis kokusunu derin derin içime çektikten sonra yürümeye başladım..Önce fırın, ardından büfeye uğradım.. Ekmeklerin sıcaklığı poşetin tutamaç yerlerinden elimi, kokusu ise burnumu yakıyordu.. Gazetelerdeki can sıkıcı başlıklara normalden farklı olarak yolda göz atmak yerine evde okumayı tercih ettim.. Çünkü bu sabah hiç olmadığım kadar ferahtım, huzurluydum.Bugün farklı olacaktı, biliyorum..Güzel ve özenli kahvaltımı sevgilimle birlikte bir an evvel yapmak için sabırsızlanıyordum ve hızlandım.. Böyle anlarda içimi tuhaf bir his bürürdü.. Sanki nefes almam için bana lazım olan her ne varsa hepsinin üstüne yastık basılır,damarlarım sonuna kadar çekilirdi..
Eve gidince hemen uyandırmayacaktım koca tembelimi.. Bir müddet uykusunda izleyecektim..Kulaklarını ve burnunu saçlarımla gıdıklayacak,homurdanmasını izleyecek ve öyle uyandıracaktım.. Aşıktım ben.. ve bunun için tanrıya şükrettim,hayatımda aldığım en güzel hediyesini verdiği için bana..
Apartmandan içeri girerken,hızlı adımlarla basamakları inen ayakkabı sesleri duydum sonra.. Basamakları ikişer üçer iniyordu besbelli… 1.katı çıktıktan sonra sesler daha da yakınlaşıyordu… Sabahın köründe bu gürültüyü yapan münasebetsizi uyarmak için cümlelerimi hazırlıyordum bende.. Karşımda nefes nefese duran bu adamı tanıyordum..
-Çağrı nereye gidiyorsun bu kadar erken?
-İşim var,çekil..
-Kahvaltı hazırlamıştım ama ikimiz için..
-Aysun acelem var çekilir misin şuradan?
-Ne işin olabilir ki bu saatte,hayır izin vermiyorum gidemezsin kahvaltımızı yapmadan..
-Aysun zorlama beni,çık önümden,kötü olur bak..
-Çağrı, bırak kolumu çekiştirmeyi. Çağrı lütfen gitme… Çağrıı!!
Merdiven basamaklarında kaldım öylece.. Hiçbir şey yapamadan hareketsiz kaldım. Sanki felç gelmişti bir anda tüm iliklerime, parmaklarıma,dizlerime.. O kadar hızlı inmişti basamakları.Ayak sesleri gelmiyordu artık..Benim için de bu kadar hızlı gider miydi bir yerlere acaba?Gitmezdi..Belki öleceğimi bilse..Beni gerçekten sevmesi için ölmem mi gerekir?..
Apartman ışığını yakmadan çıktım basamakları.. Terk edilen huzurum bütün o anın hıncını çıkarmıştı bedenimden.. Eve girdim yorgun halde.. Özenli sofram bana küsmüştü.. Güneş parlamıyordu..Bütün geceyi onun kollarında geçirdiğim yatağıma girdim,sarıldım yastığıma.. Gözümde yanan ıslak şey yanaklarımdan aşağı doğru bağıra bağıra düşmeye başladı.. Neden ağlayayım bu kadar saçma bir şey için?.. İşi vardı,gerçekten de işi vardı.. Hem yarın sabah da yapabilirdik aynı kahvaltıyı.. Sevdiği kreplerden de yapsan reddetmezdi o zaman işte.. Öğleni dışarıda yerdik, akşama da yine sevdiği yemeklerden birini yapar, güzel bir film alır,mısır patlatır, izlemeye başlardık..
Eve gelmedi bile.. Gün karardı ama gelmedi..Bu saate kadar telefonun başında öylece bekledim..Hareketsiz.. Yemek yemeden onun telefon açmasını bekledim.. Gelirse birlikte yeriz diye bekledim.. Battaniyenin altında saatler geçti.. Öğlen oldu,akşam oldu,gece oldu..Delirmek üzereyim..Neden o zaman kurban benim? Onu hala seviyorsa neden hala benimle birlikte?.Deniz'i aramam gerek..Yoksa aramasam mı?..Aramazsam bu şüphe beni öldürecek..Aralarında bir şeyler olup olmadığını öğrenmem gerek..Olmaz arayamam şimdi..Allahım ben ne yapacağım,neden ona karşı bu kadar zayıfım, neden zaaf haline geldi?Uyumasını izlerken acaba yarın benimle birlikte bu yatakta olacak mı diye düşünerek ağlamaktan bıktım..
-Alo?
-Aysun beni arabayla almaya gel hemen..
-Nerdesin sen çağrı?.. Noluyor o sesler de neyin nesi?
-Sen uyuyor muydun?
-Evet, seni beklerken uyuyakalmışım.. Sen ne yapmaya çalışıyorsun saatin kaç olduğundan haberin var mı ve bütün gün seni bekledim ben.
-Aysun gelecek misin gelmeyecek onu söyle bana.
-Tamam geliyorum.
-Birlikte gittiğimiz barın 100metre ilerisindeyim..yanımda orospular var onlarla birlikteyim şimdi, zaten görürsün.
-Fark ettim hemen geliyorum, bir yere kıpırdama...


------------------------

Not:
Yazıyı kendi sayfsından okuyabilirsiniz ve yorumlarına bakabilirsiniz...

0 Yorum:

Konuyla ilgili düşüncelerinizi ekleyin↓

― Lütfen konuya yönelik yorum yapınız.
― Blog'a yönelik yorumlarınızı " Blog Yorumları " sayfasına bırakınız...
― Google Hesabı olmayanlar Yorumlama Biçiminden Adı / URL'yi veya ANONİM seçerek yorum yapabilir...

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......