! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
İsveç'in buğulu ortamından kısa kısa öykülerin "Sanki birazdan yağmur yağacak" dedirten atmosferinde birleştiği bir film Siz, Yaşayanlar. Kesitler kopan bir ipliğin her bir parçasını(ucunu) gösteriyor gibi. Goethe'nin "İnsan Kendini Yalnızca İnsanda Tanır" değişine göndermeler yapan filmde sahne kadrajları da ilgimi çeken unsurlardan biri.

Yönetmen Roy Andersson'un "Giliap" filminin yeterli ilgi görmemesi 25 yıllık ara vermesine neden olmuş ancak bu yeni filmiyle yine hak ettiği ilgiye kavuşmuştur.

Sahnelerden seçtiğim birkaç kare... Filmin geneli için daha pek çok sahne konuşulmaya değer cinsten.


Biraz yağmur yagacak dedim, yağdı...




Zorunlu ritmik yaşam stratejisi...




Fragman:
Du levande / You, The Living (Siz, Yaşayanlar) - 2007 - Trailer




Filmin Künyesi:
Yapım : 2007, Danimarka / Almanya / Fransa / İsveç / Norveç
Tür : Dram / Komedi
Yönetmen : Roy Andersson
Senaryo : Roy Andersson
Yapımcı : Pernilla Sandström
Görüntü Yönetmeni : Gustav Danielsson
Müzik : Benny Andersson
Süre : 1 saat, 35 dk.

Oyuncular : Jessika Lundberg, Elisabeth Helander, Björn Englund, Leif Larsson, Olle Olson, Birgitta Persson, Kemal Şener, Rolf Engström


ifistanbul
Siz, Yaşayanlar insan hakkında; insanın yüceliği ve sefilliği, mutluluğu ve hüznü, kendine olan güveni ve tasası. İnsan denen varlığa gülmek istiyoruz ama aynı zamanda onun için ağlamak da. Kısacası bu film, bizim hakkımızda trajik bir komedi veya komik bir trajedi: Rüyalarımızdaki talihsiz olaylar gerçekleşip bizi engin güneşin altında yakaladığında mı hayatın güzelliğinin farkına varacağız?

Çeşitli sıradan gündelik olayları bir araya getiren Siz, Yaşayanlar, yaşarken yaşadığımızın farkında olup olmadığımızı, hayatımızla mı yoksa karşılaştığımız gündelik sıkıntılar mı daha alakadar olduğumuzu sorgulatan gerçekçi ve eleştirel bir gözlem. Filmin sahneleri insan hayatının mozaikleri gibi işlev görürken, farklı insanların hayatlarından küçük parçalar, toplum içinde nasıl hareket ettiğimizin örneklerine dönüşüyor. Kimseyle tanışmak için yeterince zamanımız yok, acele içindeyiz, ama filmin yönetmeni Roy Andersson’un çarpıldığı bir İzlanda atasözünde dendiği gibi, insan insanın neşesidir: Peki öyleyse bize kalan zamanı nasıl kullanıyoruz?

yönetmen hakkında

Roy Andersson 1942 senesinde Göteborg’da doğdu. İlk filmi Bir İsveç Aşk Öyküsü (En Kärlekshistoria) 1970 yılındaki Berlin Film Festivali’nde dört ödül birden kazandı. İkinci filmi Giliap (1975) 1976’da Cannes Film Festivali’nin Director’s Fortnight bölümüne seçildi. Andersson, 1975’ten itibaren yapmaya başladığı garip reklamlarla çok başarılı oldu; Cannes Lions Uluslararası Reklamcılık Festivali’nde toplam 8 Altın Aslan ödülü kazandı. 1981’de filmlerini tamamen özgürce çekebilmek için Studio 24’ü kurdu. Something Happened (Någonting har hänt, 1987) ve World of Glory (Härlig är jorden, 1991) adlı kısa filmleri festivallerden prestijli ödüllerle döndü, ardından kendi stüdyosunda çektiği İkinci Kattan Şarkılar (Sånger från andra våningen) ile 2000’de Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü kazandı. Siz, Yaşayanlar Andersson’un dördüncü uzun metrajı.

ödüller

2007 Chicago Film Festivali: Yönetmenlik Dalında Gümüş Hugo Ödülü
Romanya Bağımsız Yapımcılar Film Festivali: Eleştirmenler Ödülü
Neuchatel Fantastik Film Festivali: En İyi Film dalında Titra Ödülü
Norveç Uluslararası Film Festivali: Eleştirmenler Ödülü
Flanders Film Festivali: En İyi Müzik Ödülü
Sevilla Film Festivali: Jüri Özel Ödülü
Festival de Cannes: Özel Seçim

----------------------------


Yazan: Çetin Baskın
İlk filmi "Giliap"ın hem eleştirel hem de ticari başarısızlığı sonucunda 25 yıl boyunca hiçbir film çekmeyen İsveçli yönetmen Roy Andersson, 2000 yılında çekmiş olduğu “2.Kattan Şarkılar” ile hem seyirciye benzersiz bir sinema deneyimi yaşatmış hem de milenyumun eşiğindeki dünyanın ahvalini oldukça karamsar ve post-apokaliptik bir biçimde İsveç toplumu üzerinden göstererek evrensel bir tablo çizmişti. Yine aynı estetikle çektiği 2007 yapımı son filmi “Siz, Yaşayanlar” ile bir yandan resmettiği tablonun eksik kalan kısımlarını tamamlarken diğer yandan gündelik yaşamdaki küçük detayların, insanlık hallerinin absürtlüklerini gözler önüne seriyor.

Andersson’un sinemasının genel özelliklerini sabit kamera hareketiyle sağlanmış uzun plan-sekans mizansenler, içinde barındırdığı absürt durumların meydana getirdiği ve sürrealist olduğu kadar oldukça olağan durum hicivleri, hafif karikatürize edilmiş İsveç kültürü, grotesk bir atmosfer ve genelini ellerindeki çantalarıyla oradan oraya koşuşturan çalışan insanların oluşturduğu karakterler üzerinden kapitalizm ve toplum eleştirisi yapan alegorik anlatım oluşturuyor. Tek bir tanesinin dahi yönetmenin adını anımsatacak denli özgün yapıya sahip, kıymeti kendinden menkul bu özellikler yönetmenin son filminde de ziyadesiyle mevcut.

Birbirinden trajikomik diyebileceğimiz 50 skeçvari sahneden oluşan filmde, fazla kilolarından dert yanıp “kimse beni anlamıyor” diye serzenişte bulunan bir kadın, biriktirdiği tüm parasını kaybeden bir tuba sanatçısı, insanların bencilliklerinden ötürü hiçbir zaman mutlu olmayacaklarını iddia eden hayatından bezmiş psikiyatrist, eşleriyle arasındaki sorunları iş yaşamına aksettiren karakterler, rock grubundaki idolü olan gitariste âşık olan mutsuz bir kız ve daha nice karakterler var bu filmde de.

Goethe’nin “Sıcacık mis gibi yatağınızın keyfini sürün, siz yaşayanlar, Lethe'nin buz gibi soğuk dalgası açıktaki ayağınızı yalamadan önce” sözleriyle açılan film, filmin genelindeki soğuk, ifadesiz, robottan pek de farkı kalmayan tipleriyle bir nevi dalgasını geçiyor aslında filme adını veren “Siz, Yaşayanlar” sözüyle. Mecburiyetten yaşamaya çalışan, tamamen rutin düzenlerini ifa etmek üzerine kurdukları yaşam pratiklerini yapay ve duygusuz hale dönüştüren bu insanların, birbirleriyle iletişim kurabildikleri, hep beraber hareket edebilecekleri –sözlerle dahi olsa- tek yer bir rüya sahnesi örneğin. Rock grubundaki gitaristle evlendiklerini düşleyen Anna’nın rüyasına eşlik eden bu insanlar hep birlikte şarkı söyleyip tezahüratta bulunuyor. Filmin en neşeli ve eğlenceli sahnesi de bu rüya esnasında gerçekleşiyor.

Goethe’nin sözü sadece filmin adının kaynağını oluşturmuyor. Aynı sözde geçen “Lethe’nin buz gibi soğuk dalgası” sözüyle atıfta bulunduğu mitolojideki “Lethe” ırmağı ölüler ülkesinde unutturma ırmağı diye bilinir. Bu nehirde su içenlerin önceki yaşamlarına ait bütün acıları, mutsuzlukları, hatıraları tümüyle silinir. Kısaca her şeye yeni bir başlangıç yapılır. Örneğin filmde bir sahnede insanlar sisler içinde üstünde Lethe yazılı bir trenden indikten sonra alelacele işlerine koşarlar. Her yeni günde bu ırmağa gitmek zorunda hissederler kendilerini.

Antik Yunan epik tiyatrolarının sahip olduğu tragedya ve komedyalarının hitap tarzını anımsatan (filmdeki karakterlerin hepsinin yüzündeki beyaz makyaj, izleyiciye dönerek yapılan konuşmalar) “Siz, Yaşayanlar” hem gündelik hayattaki kanıksanmış saçmalıkları ve küçük olaylardaki basit gülünç durumları gösteriyor ve basbayağı bunlarla dalga geçiyor hem de bireyin, tüketim toplumunun varoluşsal sıkıntılarını, çıkmazlarını birer birer ifşa ediyor. Bu tuhaf hengâme içerisinde haline şükredenler bile var. Trafikte sıkışıp kalan bir şoför, Bunuel filmlerini aratmayan sürrealist rüyasında; önemli bir aile toplantısında yemeği mahvetmesi sonucu elektrikli sandalyeye mahkûm olmasını bir felaket olarak addedip trafikte yavaş yavaş yol almaya devam ediyor mesela.

Filmin geneline hâkim olan umutsuz, oldukça karamsar ve kıyameti andıran atmosferi sağlayan unsurlar sadece filmin görselliğinden kaynaklanmıyor. Küresel ısınma muhabbetleri, savaşlar ve felaketler veya başka bir senaryoda sağlamıyor bunu. Refah düzeyi yüksek İskandinav ülkeleri üzerinden tanımlanan yaşam standartları arttıkça ve bu insanların modern yaşamla olan bağları sıklaştıkça karşı karşıya kaldığı problemler kıyametvari sonun başlangıcı oluyor bir bakıma. İnsani duyguları ve ilişkileri gittikçe silikleştiren bu hayat tarzı arzulanan bir rüya olmaktan çıkıp bir tür kâbusa dönüşüyor. Filmin son sahnesinde savaş uçaklarının gökyüzünde belirmesi bu kıyametin başlangıcını simgeleyen birer araca dönüşüyor.

Andersson’un “2. Kattan Şarkılar” ve bu son filmi de dâhil olmak üzere gerek Finlandiyalı yönetmen Aki Kaurismaki’nin yıllardır anlattığı benzer hikâyeler, gerekse 2006’nın en iyi filmlerinden biri olan Jens Lien imzalı “Den Brysomme Manen”gibi birçok Kuzey Avrupa menşeli film, genelinde Batı özelinde İskandinav ülkeleri ile ilgili çarpıcı betimlemeleriyle modernizm, batılılaşma, Avrupa Birliği, yeni iş imkânları, refah, mutluluk ümitleriyle yaşayan birçok ülkeye mesaj gönderiyor esasında.











bir diğer sahne

O yağmur hâlâ yağıyor...

Du levande / You, The Living (Siz, Yaşayanlar) - 2007




Du levande / You, The Living (Siz, Yaşayanlar) - 2007

0 Yorum:

Konuyla ilgili düşüncelerinizi ekleyin↓

― Lütfen konuya yönelik yorum yapınız.
― Blog'a yönelik yorumlarınızı " Blog Yorumları " sayfasına bırakınız...
― Google Hesabı olmayanlar Yorumlama Biçiminden Adı / URL'yi veya ANONİM seçerek yorum yapabilir...

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......