! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
Yeni tanışmama karşın beğenerek dinledim bir albüm The Crying Light yani Ağlayan Işık. Sakin ve dingin bir atmosfer oluşturma konusunda hayli başarı.

Notalarla ve sesle fazla oynamadan kaliteli bir müzik yapmış diyebilirim.








K
aliforniya’da yetişen Antony, Boy George’un 1982 tarihli ilk albümü Kissing To Be Clever’ın kapağında sanatçının imajını görene kadar kendini bir yabancı gibi hissediyordu. 1990 yılında New York’a taşınan Antony kendini, avant-garde duyarlılığına ve belirsiz cinsiyet anlayışına oldukça yakın bir topluluk içinde buldu.

Blacklips adında bir topluluk kurup Blue Velvet dönemi Isabella Rossellini ve 1982 tarihli Soft Cell 45’liği “Torch”un kapağını süsleyen drag queen modelini benimsedi. 2000 yılında Antony and the Johnsons’ı kurup Durtro Plak Şirketi’nden kendi adlarını taşıyan ilk albümlerini yayınladı.
Kaynak: last.fm



  • tugboatcaptain, 27 Kas 2005

  • Antony Hegarty
    HedwigsInTheBox, 13 Oca 2009

  • Antony Hegarty
    HedwigsInTheBox, 21 Ara 2008

  • Antony Hegarty
    AstralForest, 5 Kas 2008

  • antony
    loulou311, 26 Eyl 2008

  • eddyy, 7 Tem 2007

  • 29 Tem 2007

  • antny
    loulou311, 26 Eyl 2008

  • AntonyHegartyPromo
    frau_kekse, 17 Ağu 2008


  • antony33
    bloodredbird, 3 Ağu 2008

  • antony1
    Qhype, 7 Eki 2007

  • mmona, 1 Eyl 2007

  • dciarlariello, 28 Ağu 2007

  • 29 Tem 2007

  • antonyhegarty
    aERodynamIC4u, 29 Oca 2009


  • antony
    aERodynamIC4u, 15 Oca 2009


  • ghost 28 Şub 2009

  • by Jason Rothenberg 2007
    thornykins, 22 Ara 2007

  • naersjoen, 15 Kas 2005

  • krivs, 3 Kas 2006

  • antony
    loulou311, 26 Eyl 2008


  • Antony.
    VGoRiLLaZ, 18 Oca 2009

  • antony
    loulou311, 26 Eyl 2008
Fotoğraflar: last.fm

14. İstanbul Caz Festivalinde de sahne alan Antony için Radikalde çıkan haber.

Sevin OKYAY'ın makalesi...

Pazar akşamı Şan Tiyatrosu diye bildiğimiz yerde, Surp Agop Hastanesi Acil Servisi'nin hemen bitişiğindeki mekânda, 14. İstanbul Caz Festivali'nin en iyi konserlerinden birini izledik. Aslında, ikisini demek daha doğru olacak. Çünkü Jose Gonzalez de, sıkıntıdan bayılan birkaç seyircisi olsa bile (Antony'yi bekliyorlardı, malum), bize çok iyi bir dinleti sundu. Çok da alkış aldı. Önce tek başına, o genç Cat Stevens yüzüyle, sahneye çıkıp çaldı. Açıkçası, 'Heartbeats' ve 'Crosses' dışında pek parçasını bilmiyordum. Öğrenmiş olduk. Murat Beşer'in dediği gibi 'Minimal ve çok iyi icra edilmiş' bir müzikti. Son zamanlarda dinlediğim en 'zengin' gitarlardan biri...

Ne var ki, nefis mekânı (lütfen iş merkezi yapılmasın!) ağzına kadar doldurmuş olan seyirciler, Gonzalez'i beğenseler de, esas olarak Antony and the Johnsons'ı bekliyorlardı. Yani, Antony Hagerty'yi. Genç şarkıcının keman, viyola, çello, akordeon, piyano, gitar, bas, davul, üflemeli çalgılardan oluşan seçkin bir grubu var. Hepsi beyazlar içindeydi. Sonra, fevkalade rahat kılığıyla, peruğuyla (aslında sarışın olduğu söyleniyor) Antony sahneye çıktı. 'Mysteries of Love'la başladı, en cinsiyet karıştıran şarkılarından 'For Today I Am A Boy'la devam etti. Leonard Cohen'in 'The Guests'ini söyledi, bir de Beyoncé şarkısı. Onu severmiş. Heyecanla beklenen 'Fistful of Love'ı da bizden esirgemedi, piyanosu eşliğinde 'Hope There's Someone'yle konserini bitirdi.

Hani bazen hakkında çok yazılıp söylenmiş biri gelir de, 'live' olarak dinlediğinize dinleyeceğinize pişman olursunuz ya, Antony kesinlikle öyle bir şarkıcı değil. Hem sahneye, hem de grubuna çok hâkim. Seyircisine de... Herkes gözlerini dikmiş, kulaklarını dört açmış Antony'yi dinliyordu. Buraya ilk kez geldiğini, çok beğendiğini söyledi. Beyoğlu'nda bir delikanlıya göz süzmesi yüzünden az daha başına dert açılacakken, bir kadının onu, nasıl uyardığını anlattı. Bülent Ersoy'a hayranlığını dile getirdi. Onu YouTube'da izliyormuş. Son derecede beğeniyor. Konsere çağıracakmış ama, Bülent hanım her zaman kraliçe gibi olduğu için kendisini kılıksız bulur diye çekinmiş. Zaten, Ersoy o gün 7.7.7.'ye yetişen bir evlilik yapmıştı. "Dünyada," diyor, "Onun yaptığını yapıp da bir kültürün içinde, önünde kalan başka biri yok."

Antony'nin harikulade bir sesi var. Şarkılarını yerinde durarak, ama kıpır kıpır söyledi. Aniden büyümüş tombul bir melek gibi kollarını havaya kaldırdı, indirdi, salladı. Öyle masum bir hali, ilahi bir sesi vardı ki, her an uçacak diye bekledik.
Kaynak: radikal






2 Yorum:

ay kopuğu(köpüğü) dedi ki... 18 Mayıs 2009 16:18  

önerinle dinledim ilk kez, şuan ekranımda ne olursa olsun fonunmda hep. ayrıca 20 saatlik bi yolda da oldukca iyi gider..sağol..

Ömero dedi ki... 20 Mayıs 2009 22:58  

Keyifli 20 saatler....
iyilikler...

Konuyla ilgili düşüncelerinizi ekleyin↓

― Lütfen konuya yönelik yorum yapınız.
― Blog'a yönelik yorumlarınızı " Blog Yorumları " sayfasına bırakınız...
― Google Hesabı olmayanlar Yorumlama Biçiminden Adı / URL'yi veya ANONİM seçerek yorum yapabilir...

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......