! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
Kültürler arası etkileşimin önemi ve devlete düşen görevler konsunda bir yazı..

İrfan Önal - Londra Kültür Turizm Ofisi Direktörü
Günümüzde birçok devlet, tarihi, kültürel ve ekonomik ilişkileri denizaşırı olanlar başta olmak üzere, kendilerini ifade yöntemi olarak kültürel diplomasi ve sempati yöntemini benimsemiş görünüyorlar.



Peki nedir kültürel diplomasi? Devletler, politik, ticari ve askeri manevralar yerine günümüzde kültür, medya ve spor aracılığıyla dünyaya kendilerini anlatıyor ve etkilemeye çalışıyorlar. Böylece ortak kültüre katkılarını ifade ederek bu alanlarda üretimleri oranında bilinirlik ve sempati kazanıyorlar.

Kültürel diplomasinin en etkili araçları dil, sanat ve spor etkinlikleridir. Kendi diliyle ve sanatıyla yabancı gençleri etkileşime geçirebilen ülkeler izledikleri bu yöntemin çok olumlu sonuçlarını almaktadırlar. Dünyada buna en güzel örneklerden biri olarak İngiltere ve British Council'ı sayabiliriz. Kurulduğu 1934 yılından beri 100'ü aşkın ülkede İngiliz dili ve sanat aracılığıyla kendi kültürünü diğer kültürlerle etkileşime geçiren ve yeni şeyler öğrenme potansiyeli çok yüksek olan genç kuşakları İngiliz kültürüyle buluşturan British Council faaliyetleri oldukça kurumsaldır. Gelirinin önemli bir kısmını yabancı ülkelerdeki dil eğitimi faaliyetlerinden elde eden kurum (232 milyon sterlin / 2008) aynı zamanda Birleşik Krallığın en büyük sanat koleksiyonuna da sahiptir. Anılan koleksiyon dünyanın her köşesinde sergiler vasıtasıyla yabancılarla buluşmaktadır.

British Council kültürel diplomasiyi başarıyla uygulayan tek İngiliz kurumu değildir. Birleşik Krallık'taki bütün kültür kurumları bunu başarıyla uygulamaktadırlar. Devlet tarafından British Museum'a ayrılan ve dünyadaki diğer müzelerle sergi alışverişinde kullanılmak üzere harcanacak 3 milyon sterlin tutarındaki kaynağın da ana amacı yine kültürel diplomasi olarak gözüküyor.

Bir örnek daha verecek olursak; son 30 yıldır inanılmaz ekonomik gelişmesinin ardından kültürel diplomasi ile kendini ifade etme yolu arayan Çin'i gösterebiliriz. Çinliler, Konfiçyus Enstitüleri ile her yıl yurtdışından binlerce öğrenci ve öğretmeni ülkelerinde konuk ederek dil ve sanat aracılığıyla insanların kafalarındaki negatif yargıları değiştirip kültürlerini onlara anlatma çabası göstermektedirler.

Kısaca her toplum bir şekilde medeniyete katkılarını diğer insanlara anlatarak sempati kazanmayı amaçlamaktadır. Spor, sanat, medya tüm bu çabaları destekleyen ve insan hayatını güzelleştiren unsurlardır. Hiç kimse kendi hayatına renk katan, ona heyecanlar yaşatan güzel bir müziği veya spor mücadelesine karşı duramaz ve ona karşı negatif duygular besleyemez. Tıpkı 2008 yılında Türk Milli Takımının Avrupa Futbol Şampiyonasında tüm Avrupa’yı heyecanlandıran nefis katkısı gibi...İngiliz TV spikerinin; 'Turkey....simply ıncredıble' yorumu bir anda kazandığımız sempatiyi ifade edivermişti, çünkü Milli Takım onlara hayatlarını güzelleştiren bir ürün sunmuştu. Ülkemiz adına bu örnekler az değil, ayrıca kültürel diplomasiyi çok başarılı uyguladığımız bir çok örnek de sayabiliriz, belki bu noktada ihtiyacımız olanın kurumsal tek bir yapı olduğu söylenebilir. Böylece birçok kurumumuzca yürütülen benzer faaliyetler tek elden ve ortak bir politikayla yönetilebilir.

Bu alanda son ve etkileyici bir örneği daha vermek istiyorum; Hollanda, Birleşik Devletlerle ilişkisinin 400. yılı anısına New York'taki bir parkta inşa edilen New Amsterdam Pavilyonu'na 2,4 milyon USD bağışlamıştır. Her gün 70 bin kişinin, yılda milyonları bulan ziyaretçinin önünden geçeceği parkın Hollanda Kültürünün gerçek elçisi olacağı tartışılmaz. Bu şekilde ortak tarih, olaylar, ilişkiler referans alınarak gerçekleştirilen her faaliyet toplumların birbirine yakınlaşmasına imkan vermektedir.

Bu noktada dikkatinizi bizden bir faaliyete, Londra Türk Film Festivaline çekmekte fayda var; Geçtiğimiz yıl 14.'sü gerçekleştirilen ve eleştiri sayfalarına girerek Time Out ve Empire dergilerinden övgü alan Festival bugüne kadar 200'ü uzun metrajlı olmak üzere 500'e yakın Türk Filmini İngiltere'de seyirciyle buluşturarak önemli bir kültürel tanıtım başarısı gerçekleştirmiştir. Londra gibi dünya kültür merkezlerinden birinde kurumsal ve takip edilen bir film festivali oluşturmak adına Bakanlığımızın maddi ve manevi desteğini alan festival, bu sene 15. yılında İngiltere'de bir ilke imza atmaya hazırlanıyor www.ltff.org.uk . Londra Türk Film Festivali bu yıl bir Türk yapımı filme Dijital Dağıtım ödülü vererek bu filmin Birleşik Krallık ve İrlanda'da vizyona girmesini sağlayacaktır. Sinemanın önemli bir tanıtım aracı olduğu gerçeğinden hareketle, Türk sinemasının Dünya sinemasına katkısı İngiltere'de vizyona çıkacaktır. Bu, sadece bir yöntem daha nicelerini birlikte yapacak gücümüz var yeter ki hep birlikte yapalım ve sponsorluk faaliyetlerini bu tür organizasyonlardan esirgemeyelim. İşte o zaman 'Yabancılar bizi tanımıyorlar veya tanımak istemiyorlar' söylemini ter ketmiş oluruz.
Kaynak: www.turizmdebusabah.com



0 Yorum:

Konuyla ilgili düşüncelerinizi ekleyin↓

― Lütfen konuya yönelik yorum yapınız.
― Blog'a yönelik yorumlarınızı " Blog Yorumları " sayfasına bırakınız...
― Google Hesabı olmayanlar Yorumlama Biçiminden Adı / URL'yi veya ANONİM seçerek yorum yapabilir...

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......