! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
Küçüklüğünden beri ressam olmak istemiş, babası izin vermeyince resim öğretmenliğine yönelmiş. Yaşar Kemal’in resim öğretmeni olan Başkurt’la Abidin Dino’nun da yolu bir dönem kesişmiş. Şimdi torunu, bu mütevazı ama çok yetenekli ressamın izlerini sürüyor.








Cumhuriyet, Sinem Dönmez'in haberi
............................................................................

Şemsettin Başkurt ismini duymamış olabilirsiniz. Zaten pek de duyulmasını istemezmiş sağlığında. Başkurt, Adanada İkinci Ortaokulda resim öğretmenliği yaparken öğrencileri ve bazı Adana sakinleri tarafından tanınıyormuş. Bilenlerden biri Yaşar Kemal, biri de Abidin Dino. Yolları Adanada kesişmiş her birinin. Yaşar Kemalin resim öğretmeniymiş hatta. Şimdi onun torunu Sinan Başkurt, dedesinin bugüne dek saklı kalmış eserlerini ve dedesini herkesle tanıştırmak üzere...

Resim Şemsettin Başkurt için her zaman bir tutku olmuş. Doktor olan babası itiraz etmiş Güzel Sanatlar Akademisine girerken, "doktor adamın oğlu ressam olmaz" demiş. O da en yakınını bulmuş sevdiği mesleğe, resim öğretmenliğini.

Günışığı tutkusu

Yaşar Kemalin Şemsettin Başkurt hakkında yazdıklarından tanıyabiliyoruz biraz kendisini. Mütevazı, içine kapanık biri, ama sanatını ve yaptığı işi ne kadar sevdiğini anlıyoruz: "Tam manasıyla sanatkâr, mütevazı, kozasına çekilmiş, eserlerinden başka kimseyle konuşmaz, yaratmış olduğu sevgililerine çok bağlı. Bir iki dostu müstesna, muhiti onu tanımıyor. Şemsettin Başkurt kadar mütevazı bir sanatkar henüz tanımıyorum. Ve belki de tanımayacağım."

Şemsettin Başkurtun yüzlerce resmi var. Her biri sarı, sıcak Adana güneşini hissettiriyor. Realist akıma bağlı olarak yaptığı resimlerde, renklerin en canlısını, yeşillerin en yeşilini, sarıların en sarısını kullanmış. Kendi otoportreleri, eşinin portresi, Adananın kahveleri, tarlaları, ağaçları, arada bir gittikleri Bostacıdaki evden görünen manzaralar en çok resmettikleri arasında. Güneşin ışığını da çok sevmiş belli ki Başkurt yaşadığı yerleri sevdiği gibi. Torunu Sinan Başkurt, yine ressam olan babası Necmettin Başkurtun ardından dedesinin gizli kalmış sanat yaşamını ortaya çıkarmak için Adanaya gitmiş babasının arkadaşı Zafer Beyle. Üşenmemiş, üniversite arşivlerini, Atatürk Müzesini taramış, dedesinin ölüm ilanlarını, ardından yazılanları görmüş. Dedesinin çizdiği resimlerdeki Adanayı seyretmiş bir ay boyunca kaldığı memleketinde. Dedesinin mezarını bulmuş, onarmış.

Sonra Ankaradaki Milli Kütüphaneden Adana Halkevi mecmuasında Kemal Sadık imzalı bir röportaj ve övgü sözcükleri çarpmış gözüne. "Halkevi resim sergisi ve Şemsettin Başkurt" başlıklı söyleşide, dedesinden pek çok iz bulmuş. Örneğin ne kadar tevazu sahibi, ne kadar kabuğuna çekilmiş olduğunu, resim yapmayı ne kadar sevdiğini öğrenmiş. Kemal Sadık imzalı röportajda Başkurt, resim yapma hikâyesini şöyle anlatmış: "Güzel Sanatlar Akademisinden mezun olduğumdan beri çocukluk ve gençliğimin verdiği türlü ilhamlarla bu hususta muvaffak yıllar geçirmiştim. Şu halde çok sevdiğim sanatına intisap edeli 35 yıl kadar olmuştur. Resimde realizmden ayrılmamak ve resmin iki mühim unsuru olan renk ve gölgeyi yerli yerinde tebarüz ettirmek lazımdır."


Yaşar Kemal

Zafer Beyle İstanbula geldiklerinde Kemal Sadıkın, Kemal Sadık Gökçeli yani Yaşar Kemal olduğunu bilmiyorlarmış. Yine Adanada tanıştıklarını bildikleri Abidin Dinonun yeğeni Rasih Nuri İleriye gitmişler. O söylemiş Yaşar Kemal olduğunu yazıyı yazanın, aramış, konuşmuşlar. Yaşar Kemal, "Evliya gibi adamdı" demiş. "Abidin de tanır, çok sever onu."






Abidin Dino
Abidin Dino sürgün yıllarında tanışır Şemsettin Başkurtla. Kendisinden yaşça küçüktür, çok büyük bir hayranlık duyar kişiliğine ve sanatına. Nitekim 1976da, Sinan Başkurtun annesi Sebahat Hanım kendisine Şemsettin Başkurtun iki resmini gönderdikten sonra yazdığı mektupta, "Demin gönderdiğiniz iki resmi aldım, sevinçli bir şaşırma. Yoksa resimler Şemsi Hocam, Adana dostum Şemsi Hocamın mı?" Mektup şöyle devam ediyor: "Hayli yıl sonra resimlerini aramıştım, ölümünden sonra resimlerinin kimde nerede olduklarını bulamamıştım... Orhan Kemalin de oturduğu kenar mahallelerin Adanada kederini ve şiirini onun gibi anlatan kimse yok."

Şimdi bir kitap hazırlığı içinde Sinan Başkurt. Dedesinin eserlerini, hayat öyküsünü toparlamaya, izler aramaya devam ediyor. Kitabı kaleme alacak kişi Ümit Gezgin. Bir yandan da şu sıralar Başkurtun resimlerini sergilemek için sergi mekânı arayışındalar.

Kaynak: Cumhuriyet

0 Yorum:

Konuyla ilgili düşüncelerinizi ekleyin↓

― Lütfen konuya yönelik yorum yapınız.
― Blog'a yönelik yorumlarınızı " Blog Yorumları " sayfasına bırakınız...
― Google Hesabı olmayanlar Yorumlama Biçiminden Adı / URL'yi veya ANONİM seçerek yorum yapabilir...

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......