! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
Hem ötekini fark etmek hem de ötekileşmemek için tarihin izini sürmek gerek. Bu izlerin en yoğun olduğu alanlardan biri de yazılmış metinlerdir. Gılgamış yazılı en eski metinler arasında yer alır ve bugün bile insanın sahip olduğu güdüleri anlatır.

Haber: Sibel Oran
Ülkemizde Borges’e kitap okuyan şanslı adam ve Hayalî Yerler Sözlüğü, Borges’in, Evinde Geceleyin Kütüphane adlı kitaplarıyla da tanınan Alberto Manguel’in Kelimeler Şehri adlı yeni kitabı Yapı Kredi Yayınları’ndan Esen Ezgi Taşçıoğlu çevirisiyle yayımlandı. Toplumda artan şiddet ve hoşgörüsüzlüğe yeni bir bakış sağlayan Manguel bu kitabında, dünya üzerinde birarada yaşamamızın nasıl mümkün olacağını sorguluyor ve toplumlar arasındaki giderek artan tahammülsüzlüğün nedenlerini irdeliyor. Ama Manguel’in yolu sosyologlarınkinden, toplum mühendislerinkinden farklı. Manguel, toplumlar içindeki ötekileşmeye ve tahammülsüzlüğe edebiyat cephesinden yaklaşıyor. Yol göstericiler ise tabii ki hikâyeler ve yazarlar. Manguel’e göre toplumlar arasındaki dil, din, etnik köken ayrılıklarını ve ötekileşme yarasını kitaplar ve hikâyelerle çözebiliriz. Ama ilk önce Manguel’in sorduğu ilk soruyu göz önünde bulunduralım: Neden Biraradayız?

Başka seçeneğimiz var mı?
Ülkemizde de tarihî anlatı kitaplarıyla bilinen Ronald Wright ile Massey Konferansları’nda biraraya gelen Manguel, Wright’a “Neden biraradayız” sorusunu yönelttiğinde Wright, “Başka seçeneğimiz var mı” yanıtını verir. Başka bir seçenek yoktur ve Manguel bu durumu şöyle açıklar: “Öyle ya da böyle, bizler birlikte yaşama görevine mahkûm olmuş ya da başka bir deyişle, bu sorumlulukla kutsanmış toplumsal hayvanlarız.” Aslında Manguel sorduğu soruyla başka seçenekleri işaret etmiyor, tersine birlikteliğin kelimelere ne şekilde dökülebileceğini görmek istiyordur. Çünkü zaten Manguel, hikâyelerin, öteki ile birarada var olmasının ilk ipuçlarını gösteriyor ve bizden farklı olarak ötekiler ile bizi ortaklayan bir yaratıcı dile olanak nasıl sağlanır sorusunun yanıtını arıyordur. İşte bu yüzden de Kassandra’nın Sesi, Gılgamış Tabletleri, Babil’in Tuğlaları, Don Quijote’nin Kitapları, Hal’in Ekranı bizi Manguel’in çizdiği yola götürmekte.

Hikâyeler
Manguel’e göre en eski hikâyelerimizden biri olan Gılgamış Tabletleri (Gılgamış Destanı) “öteki”nin keşfini anlatır. Gılgamış hem bir adamın, hem de bir şehrin hikâyesidir. Gılgamış bir tirandır ve şehrin duvarlarının dışında Gök tanrısı Anu’nun üstüne saldığı Enkidu’yla savaşır. İkisinin arasındaki savaş sonrasında Gılgamış onu şehrin içerisine alır ve kardeş olurlar. Manguel’e göre birçok şeyde ruh ikizimizi ya da karşıtımızı buluruz. Gelişmesini biz sağlarız ama aynı zamanda bizi yok etmesinden de korkarız. Eğer kötülükleri de birleştirecek, bünyemizde tutacak bir yol bulabilirsek ancak daha iyi bir toplum yaratabiliriz. Çünkü zaten Gılgamış, gücünü vahşi Enkidu’yla birleştirerek bütün bir birey olur ve uygar adamın bencil ihtirasları, uygar olmayanın bilgeliğiyle yumuşatılır. Gılgamış, yazara göre “bir”inin kim olduğunu bilmek için “iki”ye ihtiyacımız olduğunu anımsatan bir hikâyedir. Babil öyküsünde ise cennete uzanan bir kulenin inşaatı sırasında yaşanan dil sorunları dolayısıyla Tanrı tarafından engellendiğini anlatır. Ortaklaşa olmayan bir dil şehre dışarıdan gelenlerle beraber çalışmayı zorlaştırır. Don Kişot, savaşını kazanmak zorunda olmayan bir kahramanın hikâyesi ancak onun büyük isteği bize kadar ulaşır. Gerçeklik, yalnızca iktidarı elinde bulunduranların ihtiraslarını ve inançlarını memnun etmek için hazırlanmış bir sahne gibidir. Manguel şöyle yazıyor: “Don Kişot’u düzenli bir toplumdaki deli bir adam yerine koyan her okumaya karşılık, onu delirmiş ve adaletsiz bir dünyanın en rasyonel adalet arayıcısı olarak gören biri mutlaka çıkacaktır.”

Dünya savaşıyor ve artık herkes birbirine “öteki” ve “tahammülsüz”... Politikacılar ve sosyologlar şaşkınlar; sonuçlar bu kadar korkunçken, biz nasıl birarada yaşayacağız? Ve Manguel soruyor: “Anlattığımız hikâyeler kendimizi ve başkalarını algılayışımıza nasıl yardımcı oluyor? Böylesi hikâyeler, bütün bir topluma, doğru ya da yanlış, bir kimlik ödünç verebilir mi? Son olarak, hikâyelerin bizi ve içinde yaşadığımız dünyayı değiştirmesi mümkün müdür?”
Kaynak: Taraf

0 Yorum:

Konuyla ilgili düşüncelerinizi ekleyin↓

― Lütfen konuya yönelik yorum yapınız.
― Blog'a yönelik yorumlarınızı " Blog Yorumları " sayfasına bırakınız...
― Google Hesabı olmayanlar Yorumlama Biçiminden Adı / URL'yi veya ANONİM seçerek yorum yapabilir...

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......