! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
DOCUMENTARIST bu sene yine hedef büyütüyor. Balkanlar'ı mercek altına alan etkinlikte, 35 ülkeden 120'den fazla belgesel 6 mekanda gösterilecek. 22 Haziran'da başlayan ve geçen sene dünyada en çok ses getirmiş belgesellerin buluşacağı festivalde, kent-sinema ilişkisi ve Filistin-İsrail konusu da masaya yatırılacak.

22 - 27 Haziran 2010 tarihlerinde düzenlenecek olan ve 35 ülkeden 120'den fazla belgeselin sunulacağı Documentarist - Istanbul Belgesel Günleri kapsamında, şehir ve sinema ilişkisi de masaya yatırılacak. Etkinlik boyunca, Kent ve Sinema başlığı altında sunulacak 15′e yakın film, Akbank Sanat’ta seyirciyle buluşacak. Seçkide Mumbai, Kahire, Şangay ve Bogota üzerine gerçekleştirilmiş dört belgeselden oluşan ve geçen yıl Avrupa’daki festivallerde epey ses getiren Danimarka yapımı Cities on Speed serisi başta olmak üzere, pek çok dünya metropolüne dair hikâyeler bir araya gelecek.
Özet kaynakları CNNTurk, tanıtım yazısı sadibey.com


** Amsterdam Küresel Köyü
- Johan van der Keuken (Hollanda)

Dört saatlik belgeselde yönetmen Johan van der Keuken, memleketi Amsterdam’ı ve orada yaşayan insanları anlatıyor. Dolambaçlı yolculukta kamera, sakince, şehrin kanallarında, sokaklarında ve meydanlarında dolaşıyor. Yolda eski ve yeni Amsterdamlılarla, şehrin dünyanın dört bir yanından gelmiş sakinleriyle karşılaşıyor ve onları, köklerini 3'üncü dünya ülkelerine kadar takip ediyor. Her seferinde yine onların peşinden Amsterdam’a geri dönüyor.



** Andrzej Wajda: Haydi Çekelim!
- Maciej Cuske, Thierry Paladino, Marcin Sauter, Piotr Stasik (Polonya)

Yaşam Boyu Başarı dalında Oscar ödülü sahibi, Polonya sinemasının usta yönetmeni Wajda’nın içten bir portresi. Andrzej Wajda’nın en kişisel filmi sayılan ve 2'nci Dünya Savaşı sırasında Sovyet ordusunun, aralarında Wajda’nın babasının da bulunduğu binlerce Polonyalı subayı katletmesini anlatan “Katyn” filminin setinde Wajda’nın verdiği mücadele, yönetmenin eski öğrencilerinden oluşan 4 genç belgeselcinin gözünden aktarılıyor.



** Çiçeklenen Ticaret
- Ton van Zantvoort (Hollanda)

Küresel çiçekçilik sektörünün tutsağı olan Kenyalıların ve toprağın nasıl sömürüldüğünü gözler önüne seren film, ilk elden gözlemleri ana karakterlerin yorumlarıyla birleştiriyor. Sektörün ikilemleri acı verecek kadar bariz hale geliyor ve baskı, cinsel taciz, insanlıkdışı çalışma koşullarından oluşan karanlık bir dünyanın kapıları açılıyor. Bu tablodan sadece tek bir sonuç çıkarılabilir: İthal güllerin kokusu güzel değil, acıdır.



** Kahire Çöplüğü
- Mikala Krogh (Danimarka)

Kahire’nin nüfusu bugün yaklaşık 20 milyon kişi. Çöpler sokaklara yığılıyor ve bu yığınlar giderek büyüyor. Halk bu çöp mevzusunda pek çok fikir ileri sürüyor fakat hiç kimse bu sorunun nasıl çözüleceğini bilmiyor. Hem çöplerle iç içe yaşayan Kahirelilere hem de kentin çöp sorununu çözmek ve halka çöplerin nasıl toplanacağını öğretmek için İtalya’dan getirilen çöp imha uzmanlarına odaklanan film Kahire’deki kent yaşamını çarpıcı şekilde yansıtıyor.



** Dr. Nakatamats’ın İcadı
- Kaspar Astrup Schröder (Danimarka)

Ünlü mucit Dr. Nakamats, Japonya’da kült bir şahsiyet. Aldığı 3 bin 400’ün üzerinde patent ile bu alandaki dünya rekorunun da sahibi. 80'inci doğum gününü kutlamaya hazırlanan Dr. Nakamats, 144 yaşına kadar yaşayacağından hayli emin. Kendini hala genç ve enerji dolu hissediyor. Hayatını uzatmayı hedefleyen bu sıradışı Japon mucidi takip eden film bir yandan da onun yaptığı buluşları yakından inceliyor.



** Yafa, Portakalın Otomatiği
- Eyal Sivan (İsrail, Fransa, Belçika, Almanya)

Eyal Sivan’ın son belgeseli, yüzyıllar boyunca bütün dünyada Yafa Portakalı olarak bilinen Filistin’e özgü ünlü narenciyenin görsel tarihini anlatıyor. Yafa Portakalı’nın tarihi aynı zamanda bu toprakların da tarihi. Yafa markasının görsel temsilinin ayrıntılı bir okuması, Batılı oryantalizmin ‘kutsal topraklar’ ve ‘İsrail Devleti’ etrafında gelişen fantezilerinin bir çözümlemesini sunuyor. Bu çözümleme Filistin’de yaşayan Arapların ve Yahudilerin bir zamanlar ortak geçim kaynağı ve sembolü olan bir ürünün anlatılmamış hikâyesini ortaya çıkarıyor.



** Helsinki, Daima
- Peter von Bagh (Hollanda)

Ödüllü Finli yönetmen ve akademisyen Peter von Bagh’ın yönettiği “Helsinki, Daima”, eski arşiv görüntülerinin yeniden kurgulanmasıyla gerçekleşmiş. Film, önde gelen Finli kurmaca ve belgesel yönetmenlerinin bakış açısından Helsinki’nin yüzyıllık tarihini sunuyor. Bir yandan kentin portresini çizerken öte yandan Fin kültürü hakkında da kapsamlı bir makale işlevi görüyor. Hem harika bir şehir senfonisi, hem de Helsinki’nin tarihçesini anlatan bir masal.



** Demir Kargalar
- Bong-Nam Park (Güney Kore)

Güney Bangladeş’te küçük bir liman kenti olan Chittagong’da her gün yaklaşık 20 bin kişi 2 dolar ücret için hayatlarını tehlikeye atıyor. Dünyanın her yerinden gelen eski gemileri söküyor ve binlerce ton demir parçasıyla boğuşuyor. Chittagong’da yılda ortalama 20 işçi ölüyor. Kirli atıklar ve zehirli gazlarla dolu çalışma koşullarına rağmen bu gemiler Tanrı'nın hediyesi sayılıyor. İşçiler yürek parçalayıcı öykülerini bizzat kendileri anlatırken, onlara gemi sökme tersanelerinin yürek hoplatan görüntüleri eşlik ediyor.



** Megakentler
- Michael Glawogger (Avusturya)

Mumbay, Meksiko, New York ve Moskova... İnsanlar bu 4 şehrin sokaklarında, gece kulüplerinde, fabrikalarında, çöplüklerinde, tren istasyonlarında, restoranlarında hatta evlerin içinde bile hayatlarını sürdürmek için kıyasıya mücadele ediyor. Her şehrin ritmi birbirinden farklı dahi olsa varoşlarda hayatta kalmaya çalışanlar için değişen bir şey yok. Yönetmen Glawogger, “İşçinin Ölümü”nden sonra çektiği bu 2'nci belgeselinde, yer yer kurmacaya göz kırpan bir tarzla megakentleri anlatıyor.



** İçimizdeki Ay
- Diana Fabiánová (Fransa, Slovakya, İspanya)

Diana’nın aybaşı haline dair duyduğu masum merak, kadınlığın ve hayatın temeline doğru duygusal bir yolculuğa çıkmasına neden olur. Diana’nın yolculuğu, kadın ve erkeklerin toplumdaki siyasi, sosyal gerçekliğini kimsenin kabul etmek istemeyeceği kadar derinden etkileyen bir tabuya taze bir bakış getiriyor. Aybaşı hali ile ilgili görgü kurallarına mizahi ve alaycı bir üslupla yaklaşan film, kişisel ve toplumsal atıflar aracılığıyla kadınlıkla ilgili önyargılarımıza da meydan okuyor.



** Vinçlerin Yalnızlık Dolu Yaşamı
- Eva Weber (İngiltere)

Kısmen şehir senfonisi, kısmen görsel bir şiir olan belgesel, bir kentin görünmez yaşamını, kalıplarını ve gizli sırlarını sokak seviyesinden çok yüksekte çalışan vinç operatörlerinin gözünden anlatıyor. Film süresince operatörler Londra’ya ve genel olarak hayata ilişkin düşüncelerini ve izlenimlerini paylaşıyor. Sonuçta ortaya çıkan hem göklerde çalışan vinç operatörleri hem de yukarıdan izledikleri insanlar için varoluşun yaşanan çevre tarafından ne denli belirlendiğini anlatan şiirsel bir meditasyon.



** Sivrisinek Meselesi ve Diğer Hikayeler
- Andrey Paounov (Bulgaristan)

Bulgaristan’daki bir kasabanın umut dolu vatandaşları yepyeni bir yolculuğa çıkmak üzeredir. Kocaman paslı vinçler, yabancı yatırımcılar ve ponpon kızların neşeli tezahüratları, müthiş bir nükleer geleceğin hayalini taşımaktadır. Kasaba halkı bu aşikâr atom refahını kutlamaya devam ederken, onları tek rahatsız eden dev sivrisineklerdir. Ancak tüm bunların altında, kimsenin hatırlamak istemediği bir geçmiş yatmaktadır. Film, hayatları meşum bir geçmiş, nükleer bir gelecek ve sivrisineklerde kesişen, kaderleri birbirine mühürlenmiş karakterlerin öykülerini anlatıyor.



** Dağın Çağrısı
- Stelios Apostolopoulos (Yunanistan)

Kuzeni Ilias’ın Girit Dağları’nda öldürülmesinin ardından karısını ve 8 yaşındaki oğlunu Atina’da bırakarak, doğup büyüdüğü köye geri dönen bir adamın öyküsü. Yiannis, bu uzak köyde geçmişiyle yüzleşir ve kuzenini onurlandırmaya ant içer. Kendini hayattan soyutlamış bir avuç insanın, çorak dağlarda yaşatmaya çalıştığı, eski bir geleneği sürdürmek için mücadele eder. Artık o Ilias’ın bıraktığı yerden devam edecek, baba yadigarı topraklarda yaşayacaktır. Kendini adama ve vicdan muhasebesi hakkında güçlü bir film.



** Hayırsızada
- Serge Avedikian (Fransa, Türkiye)

İstanbul, 1910... Sokaklar başıboş köpeklerle dolu. Yeni kurulan hükümet, Batılı toplum örneklerinden etkilenerek Avrupalı uzmanlardan köpeklerden nasıl kurtulabileceklerine dair fikir alırlar. Sonunda, birdenbire ve tek başlarına verdikleri bir kararla, köpekleri toplu olarak şehirden uzak ıssız bir adaya götürüp ölüme terk etmeyi seçerler.



** Lodz Kentinden

- Krzysztof Kieslowski (Polonya)

Polonya’da 60’lı ve 70’li yıllar boyunca belgesel film, sosyal gerçekleri ve vatandaşın esas düşüncesini dile getirmede, Komünist Parti propagandalarına karşı duran önemli bir araç olmuştur. Kieslowski tarafından Lodz Film Akademisi’nde bitirme tezi olarak hazırlanan bu belgesel, yıllanmış, savaş öncesinden kalma yapısıyla ve güç yaşam koşullarıyla Lodz şehrinin bir portresini çiziyor. Yıkılmakta olan bina görüntülerine ise şehri ve sanayini anlatan iyimser bir üst ses eşlik ediyor.

.

0 Yorum:

Konuyla ilgili düşüncelerinizi ekleyin↓

― Lütfen konuya yönelik yorum yapınız.
― Blog'a yönelik yorumlarınızı " Blog Yorumları " sayfasına bırakınız...
― Google Hesabı olmayanlar Yorumlama Biçiminden Adı / URL'yi veya ANONİM seçerek yorum yapabilir...

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......