! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
Yazımına 656 yılından evvel başlanılan eser, Divan-ı Kebir ile birlikte Mevlânâ külliyatının ekseriyetini teşkil eder. Mevlânâ'nın "Birlik Dükkânı" addettiği Mesnevî, içinde Hint, İran, Yunan, Roma mitolojisi; Yaradılış Destanı, erenlerin kıssaları, âşık masalları, halk öyküleri barındıran; "dünya cenneti"nde insan hürriyetinin anahtarlarını ardışık öyküler içinde vermeyi gaye edinmiş bir eserdir.

İlk 18 beyit
Mevlânâ tarafından bizzat yazıldığı için, Mesnevî'nin ilk on sekiz beytine Mevlevîler pek büyük bir ehemmiyet veririler. Aşağıdaki, Türkçe'de Mesnevî'nin önemli şarihlerinden biri sayılan Abdülbaki Gölpınarlı'nın tercümesiyle Mesnevî'nin Mevlevîlerce eserin bir tür özetini teşkil eden bu ilk on sekiz beytidir:
Diğer ayrıntıları için bakınız.


بشنو اين نى چون حكايت مى‏كند
از جدايى‏ها شكايت مى‏كند

Bişnev in ney çün hikâyet mîküned
Ez cüdâyîhâ şikâyet mîküned

Dinle, bu ney neler hikâyet eder
ayrılıklardan nasıl şikâyet eder

(İlk dize açıktır, ikinci dize ise yoruma açıktır ve ayrıktan kasıt özü temsil eden ney nefesinin, birlikten ayrı düştüğü vurgulanır. Daha ilk beyitte bir olmak istediği anlatılır ve sonrasındaki üflemelerin hepsi bu ayrılığın bitmesi, birliğe kavuşulması yönündedir.)



كز نيستان تا مرا ببريده‏اند
در نفيرم مرد و زن ناليده‏اند

Kez neyistân tâ merâ bübrîdeend
Ez nefîrem merd ü zen nâlîdeend

Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryâdımdan
erkek ve kadın müteessir olmakta ve inlemektedir



سينه خواهم شرحه شرحه از فراق
تا بگويم شرح درد اشتياق‏

Sîne hâhem şerha şerha ez firâk
Tâ bigûyem şerh-i derd-i iştiyâk

İştiyâk derdini şerhedebilmem için
ayrılık acılarıyle şerha şerhâ olmuş bir kalb isterim



هر كسى كاو دور ماند از اصل خويش
باز جويد روزگار وصل خويش

Herkesî kû dûr mand ez asl-ı hiş
Bâz cûyed rûzgâr-ı vasl-ı hîş

Aslından vatanından uzaklaşmış olan kimse
orada geçirmiş olduğu zamanı tekrar arar



من به هر جمعيتى نالان شدم
جفت بد حالان و خوش حالان شدم

Men beher cem’iyyetî nâlân şüdem
Cüft-i bedhâlân ü hoşhâlân şüdem

Ben her cemiyette, her mecliste inledim durdum. Bedhâl (kötü huylu)
olanlarla da, hoşhâl (iyi huylu) olanlarla da düşüp kalktım



هر كسى از ظن خود شد يار من
از درون من نجست اسرار من

Herkesî ez zann-i hod şüd yâr-i men
Vez derûn-i men necüst esrâr-i men

Herkes kendi anlayışına göre benim yârim oldu
İçimdeki esrârı araştırmadı



سر من از ناله‏ى من دور نيست
ليك چشم و گوش را آن نور نيست

Sırr-ı men ez nâle-i men dûr nist
Lîk çeşm-i gûşrâ an nûr nîst

Benim sırrım feryâdımdan uzak değildir. Lâkin her gözde onu
görecek nûr, her kulakda onu işitecek kudret yoktur



تن ز جان و جان ز تن مستور نيست
ليك كس را ديد جان دستور نيست

Ten zi cân ü cân zi ten mestûr nîst
Lîk kes râ dîd-i cân destûr nîst

Beden ruhdan, ruh bedenden gizli değildir
Lâkin herkesin rûhu görmesine ruhsat yoktur

(Buradaki ruhsat önemli bir vurgudur bence yani verilen sırları görmeye, birliği anlamaya bir ruhsat verilmiştir fakat bu ruhsat herkese de verilmemiştir ki günlük hayatta da zaten bu böyle değil midir? Örneğin araba kullanmak için ruhsatımızın olması gerekir ve bu ruhsat bir dağıtıcı tarafından rast gele dağıtılmaz. Peki kimler bu ara ruhsatını alır? Öncelikle arabası olanlar ve onu kullanmayı isteyenler. Ancak bu isteyenlere bu ruhsat verilir yani önce o ruhsata sahip olmayı istemek gerekir, sırlarına ermenin tek yolu budur. Diğer çabalar nafiledir.)



آتش است اين بانگ ناى و نيست باد
هر كه اين آتش ندارد نيست باد

Âteşest în bang-i nây ü nîst bâd
Her ki în âteş nedâred nîst bâd

Şu neyin sesi âteşdir; havâ değildir
Her kimde bu âteş yoksa, o kimse yok olsun

(Yoklukla yok olmaktansa, bir ateşe sahip şekilde yok olmak yeğdir ve ateş basit bir ateş değildir yani denildiği gibi nefesten ibaret değildir. )



آتش عشق است كاندر نى فتاد
جوشش عشق است كاندر مى‏فتاد

Âteş-i ıskest ke’nder ney fütâd
Cûşiş-i ışkest ke’nder mey fütâd

Neydeki âteş ile meydeki kabarış
hep aşk eseridir



نى حريف هر كه از يارى بريد
پرده‏هايش پرده‏هاى ما دريد

Ney harîf-i herki ez yârî bürîd
Perdehâyeş perdehây-i mâ dirîd

Ney, yârinden ayrılmış olanın arkadaşıdır. Onun makam perdeleri
bizim nûrânî ve zulmânî perdelerimizi -yânî, vuslata mânî olan perdelerimizi- yırtmıştır



همچو نى زهرى و ترياقى كه ديد
همچو نى دمساز و مشتاقى كه ديد

Hem çü ney zehrî vü tiryâkî ki dîd
Hem çü ney dem sâz ü müştâkî ki dîd

Ney gibi hem zehir, hem panzehir
hem demsâz, hem müştâk bir şeyi kim görmüştür



نى حديث راه پر خون مى‏كند
قصه‏هاى عشق مجنون مى‏كند

Ney hadîs-i râh-i pür mîküned
Kıssahây-i ışk-ı mecnûn mîküned

Ney, kanlı bir yoldan bahseder
Mecnûnâne aşkları hikâye eder



محرم اين هوش جز بى‏هوش نيست
مر زبان را مشترى جز گوش نيست‏

Mahrem-î în hûş cüz bîhûş nist
Mer zebânrâ müşterî cüz gûş nîst

Dile kulakdan başka müşteri olmadığı gibi, mâneviyâtı idrâk
etmeye de bîhûş olandan başka mahrem yoktur



در غم ما روزها بى‏گاه شد
روزها با سوزها همراه شد

Der gam-î mâ rûzhâ bîgâh şüd
Rûzhâ bâ sûzhâ hemrâh şüd

Gamlı geçen günlerimiz uzadı ve sona ermesi gecikti. O günler, mahrûmiyyetten ve
ayrılıktan hâssıl olan ateşlerle arkadaş oldu –yânî, ateşlerle, yanmalarla geçti



روزها گر رفت گو رو باك نيست
تو بمان اى آن كه چون تو پاك نيست

Rûzhâ ger reft gû rev bâk nîst
Tû bimân ey ânki çün tû pâk nist

Günler geçip gittiyse varsın geçsin
Ey pâk ve mübârek olan insân-ı kâmil; hemen sen vâr ol



هر كه جز ماهى ز آبش سير شد
هر كه بى‏روزى است روزش دير شد

Herki cüz mâhî zi âbeş sîr şüd
Herki bîrûzîst rûzeş dîr şüd

Balıktan başkası onun suyuna kandı
Nasibsiz olanın da rızkı gecikti



درنيابد حال پخته هيچ خام
پس سخن كوتاه بايد و السلام

Der neyâbed hâl-i puhte hîç hâm
Pes sühan kûtâh bâyed vesselâm

Ham ervâh olanlar, pişkin ve yetişkin zevâtın hâlinden anlamazlar
O halde sözü kısa kesmek gerektir vesselâm

(Neyi istersen iste ama bil ki istediğin şeyin kendisi etmedikçe kendini kavuşmak ve onu anlamak bir hayalden öte değildir.)


"Ömrümün özeti şu üç sözden ibarettir: Hamdım, piştim, yandım."
Mevlâna

1 Yorum:

KelebekAtölyesi dedi ki... 23 Haziran 2010 21:51  

Bundan tam bir yıl önce okumaya başladığım Mesnevi'ye öyle bir bağla bağlandım ki , içimde bir korku ve endişe oluşmaya başladı ,ve şöyle seslendim ''lütfen Mesnevi'yi bitirmeden ölmeyeyim , son dizeleri de okuyabileyim''...İçine girince ,sanıyorum bu öyle bir bağ.

Konuyla ilgili düşüncelerinizi ekleyin↓

― Lütfen konuya yönelik yorum yapınız.
― Blog'a yönelik yorumlarınızı " Blog Yorumları " sayfasına bırakınız...
― Google Hesabı olmayanlar Yorumlama Biçiminden Adı / URL'yi veya ANONİM seçerek yorum yapabilir...

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......