! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
Yûnus canı derya, bizler de ancak döktüğü damla damla teri içmeye anlamaya çalışıyoruz. Daha önce de dilim döndüğünce Yûnus'la ilgili sıırlara değinmeye çalıştım, sonrasında da umarım yine yorumlamak nasip olur.

Yûnus, bir candır, tek başına tek olmak için canını adamaktadır. Aldığı her nefesi, attığı her adımı, baktığı her nesneyi, topladığı her odunu bir olma, birlik olma aşkıyla niyet eder. Tabiî durum böyle olunca Yûnus gibi bir bünyeden dökülen kelâmlar basitlikten uzak, nüfusu için zahmet isteyen bir süreç yaratır. Yûnus'un herkesçe anlaşılmaması ve özellikle günümüz gençliğinin ve gelecek nesillerin Yûnus'u bırakın anlamamayı/sevmemeyi, sözlerini duruşunu kavramak için gerekli zahmeti göstermediklerinden tanımamaları kaçınılmaz olacaktır.

Böylesi şiirler/metinler sıkıcıdır. Çünkü yabancı ve anlaşılması için belli bir eğilimi gerekli kılar. Günümüzde divan edebiyatını(ki Yûnus'u bir şair veya edebiyat yapan bir zat olarak göstermek de yine algıyı yanıltan bir başka durumdur) az da olsa anlamaya, yorumlamaya yönelik uğraş veren pek az kurum vardır. Üniversitelerin bu bölümlerinin dışında kişi veya kurum olarak bu işi yapan kaç nokta var? Elbette yazılıp çizilen pek çok kitap bu ölçüde kendi çevresini doyuran bir etki yaratmaktan öteye geçmemektedir. Bu anlamda İskender Pala'nın çabasını takdir etmek lâzım. Hem yazdıklarıyla hem de yaptığı programlarla, divan edebiyatını sıkmadan, sevdirerek kuşaklara aktarmaya çaba etmektedir.

Konudan uzaklaşmadan; bu şiirde, Yûnus'un öncesi ve sonrası zamanlarıyla ilgili getirdiği açıklama, duru ve yalındır. Yûnus nasıl geldiyse öyle gitmeyi ve bunun önemi üzerine bakın neler söylüyor.

Aşkın odu ciğerimi yaka geldi, yaka gider
Garip başım bu sevdayı çeke geldi, çeke gider

Kâr etti firak canıma, âşık oldum sultanıma
Aşk zencirin dost boynuma taka geldi, taka gider

Sâdıklar durur sözüne, gayrı görünmez gözüne
Bu gözlerim dost yüzüne baka geldi, baka gider

Bülbül eder âh u figân, hasret ile yandı bu can
Benim gönülcüğüm, ey can, çıka geldi, çıka gider

Âşık Yûnus der sözleri, efgân eder bülbülleri
Dost bahcasında gülleri, koka geldi, koka gider

Yûnus Emre


Olduğu gibi, eklentisiz bir duruş sergileyen Yûnus, dünya bilincine kavuşur kavuşmaz nasıl bir duruş hâli içinde olması gerektiğini belirlemiştir sanki. Yakıcı bir sevdayı çekmeye gelmiştir Yûnus'un canı ve öyle de gidecektir ve bundan şikâyet de etmeyecektir. Bu süreçte dünyadan alabileceği tek şey belki de bir gül kokusudur, dost bahçesinden gelen.

*( Başlık, Yûnus'a itafen konmuştur.)

.

1 Yorum:

sufi dedi ki... 22 Haziran 2010 15:39  

Yunus gibi bir dost cemali bulmak onun dergahına düzgün odun taşıyarak BİR-in menzilinde kendinden kendine yol almak gerek.
İşte ancak o zaman dost bahçasının gülleri koka gelir koka gider...
Selamete çıkasın dost.

Konuyla ilgili düşüncelerinizi ekleyin↓

― Lütfen konuya yönelik yorum yapınız.
― Blog'a yönelik yorumlarınızı " Blog Yorumları " sayfasına bırakınız...
― Google Hesabı olmayanlar Yorumlama Biçiminden Adı / URL'yi veya ANONİM seçerek yorum yapabilir...

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......