! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
1950’lı yıllardan sonra sanat çevrelerinde bazen bir ekol, bazen kişisel bir üslup bazen de sanat olup olmadığı tartışılmaya başlayan naif resim, şöyle ya da böyle, hem dünya sanatı tarihi hem de Türk sanatı tarihinde kendine bir yer bulabilmiştir. Hayali, gerçek, duygusal, vahşi, çocuksu, coşkulu, fantastik, acemi, bağımsız, içgüdüsel kavramlarının iç içe girdiği imgesel bir bütünlükte ve pek çok zıtlığı içinde barındıran naif resim, bir dönemin önemli bir ilgi kaynağı olmuştur. Naif resim tartışmaları halk resminin araştırılmasına da bir anlamda neden olmuştur.
Bu çalışmada naif resmin zaman, mekan, konu, renk ve kompozisyon özellikleri sembolik açıdan tartışılmıştır. Naif resimlerde yer alan kurgu ve plastik unsurların benzer ve farklı yönleri nesnel bir bakış ile incelenmiştir.









GİRİŞ
İkinci dünya savaşından sonra oluşan yıkım, teknoloji ve endüstrideki hızlı gelişmeler, insanı kendisine ve çevresine yabancılaştıran yaşam şartları ve kentleşme olgusu 1950’lerden sonra birçok ülkede “saf ve ilkel” eğilimler olarak tanımlanan naif resmin gelişimine zemin hazırlamıştır. Aslında bu tarihten çok daha önce, naif diye tanımlanan resmin pek çok örneğine rastlamak mümkündür.
Öyle ki, sanat tarihinin çok daha eski ve çeşitli dönemlerinde saf yürek resmin örneklerine rastlanır. “Fransa’da 1790’dan sonra meydana gelen taşbaskılar, Habeşistan resim sanatının büyük bölümü, Romanya’da taş üstüne işlenen dini resimler naif tutumun ilk örnekleri olarak kabul edilir” (1). Aslında çok eski tarihlere dayanan bu resimler naif olarak nitelenmekle birlikte, naif resmin bir kavram olarak tartışılmaya başlaması 20. yüzyıl ile olmuştur.
“20. yüzyılda biçimsel tasarım özgürlüğünün kuramsal akademik eğitime üstün tutulması, nai(saf yürekli) resmin ustalarına ayrı bir değer sağlamıştır. Modern çağda naif resim, özel bir akım kimliği bile kazanmıştır” (2).
Avrupa’da 1950’lerle birlikte bir kavram ve izlenen bir tutum olarak tartışılmaya başlanan naif resim, kendiliğinden ve doğaçlama yoluyla ortaya konan resim anlamında kullanılmaktadır. “Latince “nativus” sözcüğünden ve naif kavramından çıkan doğal, saf, yapmacıksız anlamına gelen bu sözcük genellikle eğitim görmemiş sanatçılar için kullanılmaktadır” (3).
Naif sanat herhangi bir teorik temelde kuramsallaşmış ya da herhangi bir akıma tepki olarak ortaya çıkmamıştır. “Naif sanat, önceden kararlaştırılmış bir tutumun, kristalleşmiş bir estetik görüşün, sanatçının benliğinde biçimlenmiş bir anlatım açısının sonucu olamaz” (4). Bu nedenledir ki naif, bir ekol ya da sanat anlayışı çerçevesinde ele alınmamaktadır. Bu yaklaşım naif resmin tanımı ve içeriğini, “mesleki bir eğitim görmemiş ressamlarca üretilen ve çocuksu bir betimleme anlayışını yansıtan resim sanatı” (5) olarak doldurmuştur.
“Çek asıllı sanat tarihçisi Jakovsky’e göre naif resim diye tanımlayabileceğimiz bir sanat akımı yoktur, ama naif ressamlar vardır” (6).
Öyle ise herhangi bir düşünce ve sanatsal temele dayalı olmayan bu resim anlayışı tamamen bireysel içgüdülerle ya da sezgilerle kurgulanmaktadır.
“Klee, “biçim oluşturan düşünme” etkinliği olarak tanımladığı sanat etkinliğini, “bilimsel kesinlikle” yürütülen çözümleme ve bileşime dayanması gerektiği kanısındadır. Ancak, yüksek düzeyde sanat için bu işlemlerin yetmeyeceğini söylemekte ve sanat etkinliği, bu etkinliği oluşturan düşünmeye dayanmalı ama bu etkinliğin yaratıcı olabilmesi için sezginin gerekli olduğunu belirtmektedir” (7). Öyle ki Naif resimde sezgi, belki de en ön plana çıkan bir özellik durumundadır.
Bu anlamda, sanat tarihi boyunca her dönem kendi naif ressamlarını ortaya çıkarmıştır. Bu ressamlar, kendi içgüdüsel biçim, renk ve kurguları ile özel bir duyarlılığı ortaya koymuşlardır. Naif resim, halk resmi, hasta resmi ve çocuk resimleri ile üslup açısından yakın olduğundan, bazı dönemlerde aynı bağlamda düşünülmüştür. Ancak naif resim ile halk resmi arasındaki en belirgin farklılık naif ressamın bireysel olarak kendi imgeleminin sesini dinlemesi ve hiçbir teoriyi desteklemek adına resim yapmamasıdır. Kaldı ki halk sanatçısı anonim ve imece kültürü ile yoğrulmuştur. Naif ressam, özel duygusal yapısı nedeni ile bağımsızdır. Bu nedenle “Naif resim, saf bir içtenliğin süsleyici öğelerle bütünleştiği örnekleri ile hasta ve çocuk resimlerinden temelde ayrılmaktadır” (8).
Naif resmin Avrupa’da en büyük temsilcisi sayılan gümrük memuru Henri Rousseau (9), nun yanı sıra, Louis Vivin, Andre Bouchant, Seraphine Louis, Camile Bombois (10) önemli temsilcileridir. Naif ressamlar Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de azınlığı oluşturmaktadırlar. Turgut Zaim (11), Cihat Burak (12), İbrahim Balaban, Fahir Aksoy (13), Oya Katoğlu, İhsan Cemal Karaburçak, Fatma Eye, Galip Onat, M. Ali Resimcioğlu (14), Hüseyin Yüce (15) en önemli isimler arasındadır.
Hemen hemen çoğu naif sanatçılar, herhangi bir resim eğitimi almadan sanat ortamından habersiz küçük memur, işçi ya da çiftçilikle uğraşmaktadırlar. Genel bir akım çerçevesinde ve düşünsel bir zeminde gelişmediği ve plastik sorunları gözetmediği için, sanat tarihi boyunca naif ressamlar ve naif resim pek ciddiye alınmamıştır.
Naif resmin sanat tarihine geçmiş bir kategori olduğu düşünüldüğünde bu resimlerdeki ortak kurguyu yakalamak mümkün müdür? Yoksa temelde bireysel içgüdülerle oluşturulan bu resimlerin ortak yanları yok mudur? Bu sorular temelinde naif resimlerde ortak bir kurgunun olduğu varsayımı ile yola çıkıldığında belli benzerlikleri saptamak mümkündür. Bu kurgu kısaca sembolik kurgu olarak tanımlanabilir. Sembolik kurgu gerçeklikten uzak bir kurgudur. Öyle ki, bu kurguda nesne, zaman, mekan, renk ve yerleştirmeler olduğu gibi değil de göründüğü ya da görünmek istendiği gibi kurgulanırlar. Bu anlamda, bu çalışmanın amacı, naif resimlerde yer alan kurgusal ve plastik özellikleri irdeleyerek ortak benzerlikleri ve ayrılıkları saptamaya çalışılmak ve sembolik kurguya ait özellikleri ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, naif resmin, zaman, mekan, konu, renk ve kompozisyon özellikleri sanatçıların eserleri ile örneklendirilmiş ve tartışılmıştır.

Yrd. Doç. Dr. K. Özlem ALP
G. Ü. Mesleki Eğitim Fakültesi Uygulamalı Sanatlar Eğitimi Bölümü Mesleki Resim Eğitimi Anabilim Dalı

0 Yorum:

Konuyla ilgili düşüncelerinizi ekleyin↓

― Lütfen konuya yönelik yorum yapınız.
― Blog'a yönelik yorumlarınızı " Blog Yorumları " sayfasına bırakınız...
― Google Hesabı olmayanlar Yorumlama Biçiminden Adı / URL'yi veya ANONİM seçerek yorum yapabilir...

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......