! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
Tepkilerden çekinen galeri,
performanstan fotoğraf çektirmedi.
Bu fotoğraf performans öncesinde çekildi.
Sanatçı Şükran Moral, önceki akşam tüllerle çevrili bir yatakta bir kadın partnerle seks yaptı

Aynı düğünde iki erkekle evlenip gerdeğe girdiği video performansı geçen hafta Contemporary İstanbul’da sergilenen, kışkırtıcı işleriyle tanınan sanatçı Şükran Moral’ın önceki akşam Casa Dell Arte’de gerçekleştirdiği ‘Amemus’ performansıyla, izleyicileri ‘darmadağın’ etti.

Neyle karşılaşacaklarına dair hiçbir fikirleri olmayan, Şükran Moral’ın davet ettiği izleyiciler, önceki akşam Casa Dell Arte’ye adım atıncaya kadar neyle karşılaşacaklarını bilmiyorlardı. Kırmızı kumaşlarla kaplı koridordan geçip üzerinden beyaz tüller sarkan kırmızı yatağın önüne gelinceye kadar ‘alternatif bir şey’le karşılacaklarını tahmin ediyorlar ama seyircilerden birinin de dediği gibi ‘bu kadarını’ beklemiyorlardı.

Sahneye, daha doğrusu yatağa önce üzerine sadece sütyen ve tanga olan bir genç kadın geliyor, ardından ise aynı kıyafetler içindeki sanatçı Şükran Moral. Seyirciler biraz şaşırıyor ama mesele ‘performans’ olduğu için herkes ‘soğukkanlılıkla’ devamını bekliyor. Moral’la genç kadın önce öpüşmeye, sonra da aklınıza ne geliyorsa düpedüz sevişmeye başlıyorlar. Yatağın etrafında sıralanmış seyircilerin önce gözleri büyüyor, sonra da donup kalıyor.

Dakikalar ilerledikçe performansın ateşi daha da yükseliyor, bir seyirci durumu şöyle özetliyordu: “Çok afedersiniz ama bayağı önümüzde ‘çatır çatır’ seviştiler. Yani çok afedersiniz ama eller, parmaklar, inleme sesleri filan... Kurgu değildi yani.”

Böyle bir performansa anlam veremeyen birkaç seyirci mekanı daha 10. dakikada terk ediyor. Bir başka seyirci de durumu “Çok utandım. Dönüp diğer izleyenlere bile bakamadım. Herkes şaşkına dönmüştü.” sözleriyle özetliyordu.

20 dakikanın sonunda “Performansımız bitmiştir” anonsu duyuldu. Bu sırada bir erkek, yüksek sesle “Biz de bittik” diyordu. Seyirciler mekandan ayrılırken performans hâlâ sürüyor; Şükran Moral ile partneri sevişmeye devam ediyordu.

'RAHATSIZ ETSİN İSTEDİM'
Sanatçı Şükran Moral yaptığım performansın tek bir amacının olmediğını belirterek “Genel olarak söylemek gerekirse, performans sanatının diline yeni bir söylem getirmek ve tabi ki her zamanki gibi tabuları yıkmak. Performansı izleyenlerin rahatsız olması benim amaçladığım bir şeydi. İnsanların rahatsız olmadığı, heyecan duymadığı, allak bullak olmadığı bir performans yapmayı zaten istemem.” diye konuştu.

ELEŞTİRMEN YORUMU
Ayşegül Sönmez (Radikal): Bence performansın en büyük başarısı, özel ve kamuya açık arasındaki sınırları belirsizleştirebilme cesaretini göstermesinde... Bu performans aklıma Marina Abramovic’in şu sözlerini aklıma getirdi: “Bizim gibi Batı kültürlerinde Doğu’dan farklı olarak fiziksel sınırlarımızın ötesine geçmeyi geliştirecek tekniklerden korkuyoruz.” Moral’ın performansı ise tam tersine, bedeni, kadın bedenini, ona atfedilen fiziksel sınırlarına geri döndürüyor. Kadın bedenini, izleyiciyi tahrik edeceği garanti jartiyer, kırmızı ruj, saten kırmızı çarşaflar gibi klişe öğelerle porno endüstrisi ürünlerinden de tanıdık bir şekilde göze getiriyor. Cinselliği örgütleyen egemen bakışın klişelerini bir galeride tekrar üretiyor. En önemlisi bir kadınla sevişerek bu eril bakışı, bir başka fallusun varlığıyla tehdit etmeyerek afiyetle doyuruyor. Yanılsamayı performansla ‘gerçek’ten üretmek yanılsamayı sandığımız gibi çoğaltmaz aksine bozabilir mi? İlginç olan nokta bu.

İZLEYİCİ YORUMU
Murat Sabuncu (Milliyet Ekonomi Müdürü): Teşhirin ve röntgenin sıradanlaştığı bir dünyada Moral’in performansı beni şaşırtmadı. Sanatçının çalışmasını, bu özelliklerimizin yüzümüze vurulması olarak algılıyorum. Birçoğumuz, twitter’da, facebook’ta yediğimizi, içtiğimizi, gezdiğimizi, gördüğümüzü biraz da abartarak teşhir etmiyor muyuz? Ya da kimilerinin hayatlarını aynı platformlardan izlemiyor muyuz? Yani röntgenlemiyor muyuz? Sanatçıyı eleştirecek olanlarda çıkacaktır. Benim önerim ‘Tükürürüm böyle sanata’ çizgisinin üstüne çıkmayı denemeleri...

Serfinaz Ergun (Habertürk): Şükran’ın tüm işleri acıtıcıdır. Gözümün önünde lezbiyen ilişkinin bire bir sergilenmesi bana biraz kaba saba geldi. Tüm performans boyunca mesaj aradım. Güncel sanattan anladığın bana bir şey düşündürmesi ve mesaj vermesidir ama o mesajı ulamadım.
İnci Aksoy (galerici): Çok cesur bir performans. Ama performansı sanat yapan ne, bu net anlaşılmadı.

KIŞKIRTICI PERFORMANSLAR
Sanatçı Şükran Moral’ın önceki akşam izleyici önünde bir kadınla seviştiği performansı, akla benzer performansları getirdi.

Performans sanatının öncülerinden Marina Abramovic, Alman performans sanatçısı Ulay’la (Uwe Laysiepen) birlikte tamamen çıplak halde Bologna’daki bir müzenin giriş kapısında 15 cm. aralık bırakacak şekilde karşılıklı dikilmiş ve müzeye gelenler onların çıplak vücutlarına sürtünerek içeri girebilmişti. Bu performans geçtiğimiz aylarda MoMA’da açılan Marina Abramovic retrospektifinde tekrarlanmıştı.

Japon performans sanatçısı Yoko Ono, Beatles’ın efsanevi solisti John Lennon’la 1969’da gazetecilere yatakta çıplak poz vermişti.

Carole Schneemann, ‘Meat Joy’ performansında 1964 yılında galeride çıplak bir grup dansçıyla gerçek etlerin, boyanın, sosis ve tavuk parçalarının içinde dans etmişti.

Valie Export, ‘Hyperbulie 1973’te elektrik kablolarının bulunduğu bir koridorda çarpılarak ve bayılarak yürümüştü. Viyana sokaklarında sinema kutusu diyerek boynuna astığı kutuya izleyicinin ellerini sokarak göğüslerine değmesini sağlayarak dolaşmıştı. Radikal (04/12/2010)



Şükran Moral

5 Yorum:

bonafide dedi ki... 8 Aralık 2010 14:04  

Murat Sabuncu'nun yorumu oldukça net bu performansı açıklamaya..Eğer birşeyleri değiştirmek, topluma bir mesaj vermek istiyorsanız en doğru yol hayatın parçalarını insanların dikkatlerinin en yoğun olduğu zamanlarda ortaya koymaktır. Günümüzde artık bize ait birçok şeyi tanıdığımız yada tanımadığımız bir çok kişiye teşhir ediyoruz.Seksi bunlardan ayrı kılan şeyin ne olduğunu bilmiyorum.Bence en önemli yanımızı görmek belki teşhirciliğin ve röntgenciliğin hangi noktaya olaşabileceğini görmek için önemlidir.

bozbek dedi ki... 8 Aralık 2010 16:10  

herşeyin abartıldığı, sıradanlaştırıldığı, mahremiyetin ve mahremiyeti savunmanın ayıplandığı bir dünyada sanatın da abartılması beni hiç şaşırtmadı doğrusu. Performansı sergileyen de , performansı izlemeye giden de memnunsa halinden çok da eleştirilecek birşey yok açıkçası bence

motet dedi ki... 8 Aralık 2010 23:01  

Eksik bir bilgiyi tamamlamaya çalışayım;

Yoko Beatles’ın efsanevi solisti John Lennon’la 1969’da gazetecilere yatakta çıplak poz vermedi sadece. Onunla büyük bir aşk yaşadı ve aşkının bir şekilde yansıması gibi algılanacak sevişme sahneleriyle dolu görüntülerde verdi.

Youtube dan "Love - John Lennon" başlığında bu videoya ulaşabilirsiniz ve gerçekten çok güzel bir video olduğunu söylemeliyim. Hiç bir şekilde rahatsızlık duymayacağınız görüntülerdir.

Şükran Moral ın da içeriği konusunda sır verip vermediği performans gösterisini izlemeyen ,sadece okuyan biri olarak yorum yapmanın pek doğru olacağına inanmayanlardanım.

Burada yazılanlardan yola çıkarak, bu performanstan rahatsızlık duymayanlar Şükran Moral ın amacına ulaşmasını engelleyen kişiler diye bakabilirmiyiz?. Çünkü sanatçı insanların rahatsız olmasını istemiş. Rahatsız olduğumuz sürece sanatçı başarılı mı olacak bu koşulda?

Eğer bir parça Şükran Moral ile ilgili bir bilgimiz varsa, yaşama bakış açısı, yaptıkları, demeye çalıştıkları vs. gibi şaşırmak söz konusu olmayacaktır.

Sanatçı tanımlamasına yüklediğimiz bir çok olguyu yerine getirebilen bir sanatçı Şükran Moral.

Yenilikçidir, kendine özgüdür, düşündürür vs...

Ancak bunlar yeterli diyorsak bundan sonra bir şey yazmaya gerek yok, işin estetik kısmı okuduklarımızdan yola çıkarak anlaşılamayacağı için bir soru işaretini daima içinde barındıracaktır.

Ömero dedi ki... 9 Aralık 2010 10:03  

Performansı izleyip fikir değiştirecek bir durum yok kanaatimce. Olayın fikri bu noktada amaç-sonuç veya etki-tepkiyi belirleyecek düzeyde ama rahatsızlık konusunda dediklerinize katılıyorum. Sanatçı rahatsızlık verici bir performans yapıyor, birileri de şarap kadehleri elinde, karşısına geçip ooo yeeh diyor. Öyle bir durum ki Dam üstünde saksağan.... durumundan beter, yani dam da yok saksağan da. Olayın bu yüzeyinin dışında "Rahatsız Edici" etmek isteyici durumu tam olarak bizim anladığımız gibi bir "Rahatsız Edici"lik değil sadece. Bu rahatsızlık içinde dikkat çekmek, olaydan bahsettirmek, hatırlatmak, eleştirmek gibi unsurlar da bu amaç içinde irdelenerbilir ki bu anlamda Moral amacına ulaşmış mıdır? Tartışılır.

Böyle bir performanstan rahatsız olmayacak iki kitle vardır. Birincisi yine kendi çevresinden yani sanatçı kesimdir diğeri ise oldukça "açık görüşlü" kesimdir ki bu iki kitlenin böyle bir performanstan ya da fikirden rahatsızlık duymaması gerekir. Bu durum tüm rahatsız edici sanat olaylarında aynıdır. Eleştiri, eleştiri yapmaması gereken noktadan gelir genellikle. Eleştiriden kastım, durumu sorgulama, irdeleyip onu tartışma. Analiz edercesine bir eleştiriyi, toplumun %98'zi yapmaz ama asıl ulaşılmak istenen (rahatsız etmek istenen) kesim de zaten o kesimdir (:

Yani kahvede sabahtan akşama kadar oturan adam, okey taşları içinde boğulan kişiler bu performansın eleştirisini yapmaz, bırakın yapmayı haberi bile olmaz. Bu da sanatın, sanatçının kaprisinden kaynaklanır. Sen hem insanlar rahatsız olsun diye bir performans yapacaksın hem de bunu o rahatsız olacak kitleye kapatacaksın, olmaz böyle sanat. Ben size söyliyim o performansı kimlerin izlediğini, Seçilmiş, özenle davet edilmiş bir sanatçı kesimi ve yine aynı şekilde seçilmiş haber kaynakları. Eee nerde kaldı bizim rahatsız edilmek istenen toplumun %98'lik kısmı?

Bu pek şaşılası bir durum değildir aslında. Eleştirel Sanat’ın genel bir sorunudur bu. Eleştiri sanatında, eleştiriyi genellikle yine sanat camiası yapar ve bu eleştiren sanat yapıtını övmekten ve alkışlamaktan öteye geçmez. Toplumun bir sanat yapıtını eleştirebilmesi için sağlam (en azından yüzeysel) bir sanat eğitimi ya da sanat tarihi görmesi gerekir ama bugün en basitinden bir resim dersinin seçmeli ve hatta kaldırılması düşünüldüğü, bu tür derslerin saatlerce işlenmesi gerekirken 5. sınıftan sonra tek saate inen bir ortamda bunu başarmak bireysel çaba gerektirir. O bireysel çabayı da günümüz hengamesi bir lokmada yutar.

İşin estetik kısmı içinse tamamen dediklerinize katılıyorum. Olayı görmek lâzım, okumak estetik kısmını eleştiremeye yetmez.

motet dedi ki... 9 Aralık 2010 14:13  

O kadar güzel açıklamışsınız ki size teşekkür ediyorum.

Kısa cümleler kurmayı pek beceremeyen ben, elimden geldiğince özetlemeye çalışarak yazdığım düşüncelerimde eksik bıraktığım yerleri tamamlayan bir yazı olmuş yazdıklarınız.

Eleştirel sanat ı asla ret etmeyen ancak yazdığınız sebeplerle daima eleştirdiğim konu bir kez daha kendisini gösterdi bu performansla.Bulutların üstünde kurulan salıncakta tepeden aşağıya bakılırken alınan keyif şeklinde görüyorum bu çalışmayı da.

Konuyla ilgili düşüncelerinizi ekleyin↓

― Lütfen konuya yönelik yorum yapınız.
― Blog'a yönelik yorumlarınızı " Blog Yorumları " sayfasına bırakınız...
― Google Hesabı olmayanlar Yorumlama Biçiminden Adı / URL'yi veya ANONİM seçerek yorum yapabilir...

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......