! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
Amerika'da kitap eleştirisinin bir işlevinin olup olmadığı tartışılıyor. Gazeteler kitap eleştirisini sorgulayan makalelere yer veriyor

RADİKAL / ZEYNEP HEYZEN ATEŞ 18/12/2010
ABD Ulusal Eleştirmenler Birliği kasım ayında bir dizi seminere sponsor oldu. Hepsinin detaylarına girme şansım yok ama bu seminerlerden birinin açtığı tartışma kitap eleştirisinin bir işlevinin olup olmadığıydı. O gün bugündür gazete ve dergilerde bu konuyu işleyen makaleler yer alıyor. Son olarak 8 Aralık’ta New Yorker’dan Jenny Hendrix bu yazıları derlediği bir makale yayımladı. Makale Eleştirmenler Birliği yönetim kurulu üyesi Stephen Burt’un eleştirinin ne işe yaradığıyla ilgili nefes kesici özetiyle başlıyordu: “Kitap eleştirisi kitap için ne yapabilir? Başkalarının o kitaba dikkat etmesini sağlayabilir. Başkalarının o kitapla ilgilenmesini sağlayabilir. Kitabı doğru bir şekilde tarif edebilir. Kitaba hakkını verebilir. Kitabın diğer kitaplardan ayrılmasını sağlayan özelliklerin, orijinal veya akılda kalıcı taraflarının altını çizebilir. Kitap eleştirisi kitabı basit bir sunumun ötesinde bir sanat eseri olarak tanımlayabilir. Filozof Arthur Danto’nun söylediklerini tersinden ele alacak olursak: Kitap sadece içeriğinden ibaret değildir. Eleştiri insanların o kitaptan bahsetmelerini sağlar. Hakkında yapılan konuşmalar da kitabın hayatının bir parçasıdır. Eleştiri kitaptaki kusurları ortaya çıkarıp sanatçının ileride daha iyi işler üretmesini sağlayabilir. Halkın ve yazarın, yazarın yeni kitabı, eski kitapları ve belki gelecekteki kitapları üzerine diyaloğa girmelerini sağlar. Kitapla ilgili yazılan yazılar onu benzer göründüğü diğer kitaplardan ayırır ve bazen okuyucuların ilk etapta görmedikleri detaylara dikkati çeker. Örneğin eleştiri yazarken benim en çok hoşuma giden başkalarının gözünden kaçan bir kitabı veya bir yazarı ortaya çıkarmaktır.”


Bu sözlere New York Journal of Books’tan Jozeph Mackin ‘Kitaplardan Bahsederken Aslında ‘Ne’den Bahsediyoruz?’ başlıklı bir makaleyle karşılık verdi. Mackin makalesine Oscar Wilde’ın “Eleştirmek zorunda olduğum bir kitabı asla okumam, insanın önyargılı olmasına yol açıyor,” sözüyle başlıyor ve şöyle devam ediyor: “Elbette Wilde’ın yolunu seçen eleştirmen bir keresinde Saturday Review’ın yaptığı gibi örneğin Muhteşem Gatsby’yi ‘saçma bir hikâye’ olarak değerlendirip ‘Fitzgerald’ı şöyle bir sarsmak gerekiyor,’ benzeri sonradan pişman olacağı önerilerde bulunabilir.”

Tolstoy da bir keresinde Odessa Courier’i açtığında Anna Karenina’nın ‘duygusal bir çöp’ olduğunu öğrenip şaşırmış olmalı. Ya da Walker Percy’nin Ulusal Kitap Ödülü’nü alan ‘Sinema Müdavimi’ kitabının ilk yayımlandığında aldığı çelişkili eleştirileri düşünün. Newyorker “Bay Percy’nin anlatımının yağının değiştirilmesine ve sıkı bir kontrolden geçirilmesine ihtiyacı var” diyecek kadar ileri gitmişti. Aynı dönemde New York Times ise Percy’yi ‘nefes kesici bir yazar’ ilan ediyordu.

Hendrix’in makalesinin ikinci kısmı gazetelerin kitap eleştirilerine ayırdıkları alanın gittikçe azalmasıyla ilgili. Anladığım kadarıyla bir iki istisna haricinde bütün büyük gazeteler kitap yazılarını sanat ve eğlence sayfalarına gömmüş durumda. New York Times kitap eki bile 70’lerde 80 sayfa civarında yayımlanırken bugün 26 sayfa. Ama bu ayrı bir tartışma konusu….


Kakutani’nin ilk 10’u
New York Times’ın ağır toplarından Michiko Kakutani ‘Hediye Rehberi’ başlığı altında 2010’un en iyi on kitabını seçti. (Liste öncelik sırasına göre yapılmamıştır.)
Hayat –Keith Richards ve James Fox. Sıra dışı bir belagat, zarafet ve espri anlayışıyla yazılmış etkileyici bir anı kitabı. Hem yazarın müzik sevgisini hem de rock’n roll’un gelişimini gözler önüne seriyor. Bay Richards gitarıyla dinleyicilere ulaştırdığı duyguları kelimelere de yansıtmayı başarmış.


Cleopatra –Stacy Schiff. Bayan Schiff sürükleyici biyografisinde Mısır kraliçesine yeni bir bakış getiriyor ve Shakespeare ve Shaw gibi yazarlar tarafından yaratılan karakteri yıkıp onun, her tür kurgu versiyonundan daha güçlü ve yetenekli bir politikacı olduğunu ortaya çıkarıyor.
Mektuplar –Saul Bellow. Hem huysuz hem büyüleyici, hem alçakgönüllü hem ukala olmayı başaran Saul Bellow yetenekli ve duygusal bir mektup yazarıymış. Bu mektuplar sanatçının gerçek bir portresini ortaya koyuyor. Hem felsefi düşüncelerini hem romantik iniş çıkışlarını görmek mümkün.


Süper Acıklı Gerçek Bir Aşk Hikayesi –Gary Shteyngart. Süper hüzünlü, süper komik bu roman sadece yazarın komedi üretmekteki yeteneğini ortaya koymakla kalmıyor, aşk ve kalp kırıklığı üzerine ne kadar sarsıcı bir metin ortaya koyabildiğini de gösteriyor.


Özgürlük –Jonathan Franzen. (Yılın en çok konuşulan kitabı.) Yazarın insanı derinden etkileyen bu kitabı bozuk bir ailenin geniş açıdan alınmış sarsıcı bir portresi. Yazarın ne kadar becerikli olduğunu ve Amerikan burjuva hayatına Updike’ınkini andıran bir pencereden bakabilme yeteneğini gösteriyor.


Frank –James Kaplan. Şarkıcıyı yetenekleri ve kusurlarıyla ele alan bir Frank Sinatra biyografisi.


Kriz Ekonomisi: Ekonominin Geleceği Üzerine Hızlı Bir Ders –Nouriel Roubini ve Stephen Mihm. Roubini’nin karamsar öngörüleri ona bir zamanlar Bay Kıyamet lakabını kazandırmış olsa da olası felaketlerle ilgili bütün varsayımları 2008’de gerçek olduğunda kendisi ekonominin önde gelen isimlerinden birine dönüşmüştü. Yeni kitabında ise okuyuculara bu çöküşün nedenleri ve sonuçlarıyla ilgili iyi bir ders veriyor.

Odysseia’nın Kayıp Kitapları –Zachari Mason. Yazarın ilk kitabı olmasına karşın dahice bir roman. Homeros’un karakterlerine alternatif kaderler sunan postmodernist bir yapıt.
Sen Bir Eşya Değilsin: Manifesto –Jaron Lanier. Sanal gerçekliğin geliştirilmesindeki öncülerden ve Silikon Vadisi kıdemlilerinden Lanier dijital dünyanın sanatçılar ve entelektüel haklar üzerindeki etkilerini tartışıyor. Kışkırtıcı bir yapıt.

Jacob de Zoet’in Bin Sonbaharı –David Mitchell. Bulmacayı andıran deneysel yapıtlarıyla tanınan Mitchell bu sefer Edo dönemi Japonya’sında geçen tarihi bir roman yazmış. Kitap, doğu-batı, batıl inanç-bilim, gelenek-değişim çatışmalarına da iyi bir örnek.

(Görsel: http://guides.library.ucsb.edu/threemillionthvolume)

2 Yorum:

Dalgaları Aşmak dedi ki... 22 Aralık 2010 12:53  

İyi veya kötü eleştiriler sayesinde gözümüzden kaçan kitaplardan haberdar oluyoruz.Bence işe yarıyor eleştiri :))

Ömero dedi ki... 22 Aralık 2010 14:00  

Evet, özellikle takip ettiğimiz yazarların yeni çıkan kitaplar veya haberimizin olmadığı kitaplar hakkında yazı yazması, yorum yapması bazı kitaplara gönül rahatlığıyla ulaşmamızı sağlıyor.

Konuyla ilgili düşüncelerinizi ekleyin↓

― Lütfen konuya yönelik yorum yapınız.
― Blog'a yönelik yorumlarınızı " Blog Yorumları " sayfasına bırakınız...
― Google Hesabı olmayanlar Yorumlama Biçiminden Adı / URL'yi veya ANONİM seçerek yorum yapabilir...

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......