! Anladım ki anlamak yetmiyor

her şey aynıdır, yalnızca biz farklı görürüz

-.---Yazılar e-postana gelsin ↓

e-postanızı yazın:


-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
RADİKAL / ÖMER ERDEM / 18/12/2010
Bir yol bulmalıyım diyordum, bir anlatım dili. Bir söz, bir ışık, bir kitap ismi. Her sabah o sesi duyduğumda, içime dolanı, içimde dolana dolana sorularımı çoğaltanı çözecek bir dil. Hele adamın sesini, bile isteye, inadına yüzünü görmemekte ısrar ettiğim o adamın (o adam dediğim kişi bir okul müdürüdür) sesini, yere düşmüş kirli bir mendil gibi kaldırıp o ağaçlardan birinin dalına asacak bir dil. Hiç ama hiç bir şey, hiçbir söz hayatın bütününden kopuk değil. Kitaba doğru akışını önleyemeyiz duyup düşündüklerimizin. Bir gülümseme kuşatır şehri. Bir azar, bir kötü bakış kaplar sokağı, zamanı. Duymaya göreyim hele o budaklı kadim cümleleri. Azarı. Hele o adamın ibadet kutsiyeti içinde ve parlak söz incileri saçtığı vehmiyle insanı oklayışını. İşte o zaman yeniden döner ararım. Bir yerde, bir yazıda, romanda, öyküde hatta şiirde vardır bunun yeri. Sanki yazıya giren dinginlenir, kötücüllüğü elinden alınır. Sindirilir. Bağlanır ağılı dil.

Kafka’yı etkileyen yazar
İşte böylesi bir vakitte karşıma çıktı Robert Walser. Yeni tanığım bir yazar o. Zaten kendisi de sonradan tanınmış. Türkçenin de yenisi. Kafka’yı etkilemiş olması özellikle vurgulanıyor. Kafka’yı etkilemek, Kafka türü yazarların yolunu açmak, yeni bir anlatım dili ve insan yaratmak Jakob von Gunten’de açıktan okunabilecek nitelikler. ‘Birey odası’ açılıyor onda. Olaydan kurtulup insana, bireye, bireyin katlarına iniyor Walser. Bireyi yüceltmeye değil onu hayatın ortasında tutmaya çalışıyor. Mutsuz, huzursuz, “hayatımın ileriki döneminde yusyuvarlak, hoş bir sıfır olacağım” diyecek kadar kaygılı bir portre çiziyor yazar. Ancak biz hiç unutmuyoruz ki kurduğu her cümle olaydan önce insana akıyor. İnsanın hallerine. Kendi bileşkelerine.

Sabah biçilmiş ağaçların kokusu çimenlerin üstüne yayılıyor. Dallar kıştan gergin ve soğuk. Üç beş şaşkın kuş o daldan bu dala sekip uçuyor. Güneş kesif bulutların arasından başını çıkarma fırsatı bulabilirse, uzakta, şehrin birbirinden kopuk bölgelerinde yüzünü gösteriyor. Ve ben neredeyse, aynı saatte, o adamın sesini duyuyorum. Sesini duyunca da, Walser’e, Jakop von Gunten’in öyküsüne dönüyorum. Gerçi, romandaki müdür, sonradan, çok sonradan sürprizli bir şekilde çıkacaktır karşımıza. Ben, yüzünü bilerek görmek istemediğim okul müdürüyle bağlantılar kuruyorum. Şu anda, bu saatlerde belki binlerce buyurgan ses insanı unutup sisteme inanıyor. Güce. Sadece buyurgan değil adamın sesi. Sabahın getirdiği bütün yeniliklere de karşı. İsyan desem haklı bir gerekçe bulacağım. Neredeyse nefrete yakın bir tonda çıkıyor sesi. “Sekizinci sınıflar! diyor, siz ayrılın”. Sonra da, “Günaydın” diyor. Öyle bir “Günaydın” deyişi var ki sanki tüfek patlıyor ve bir kuş sürüsü alçalıp yolunu değiştiriyor. Korkak ve cılız öğrenci sesleri, aman bir arıza çıkmasın da, defalarca andımızı okumayalım dercesine başlıyorlar,….T….m…! D….m!...Beynim çekiçleniyor bu ezilişten. Teslim oluştan.

“Bizlerin yüzü ve davranışları her zaman ciddidir. Henüz tam bir çocuk olan Schlinski bile çok az güler” diye konuşturur baş kahraman Gunten’i Walser. Otorite ve iktidar ile insan tam da burada karşı karşıya gelir, çatışır. Daha doğrusu otorite bireyi kırar. İnsanlığını unuttuğu için kitlenin, eğitimin ve okulun empatik ve pedagojik özü boşalır, donar. Okul bir bina ve kuralların toplamına dönüşür. Walser, Benjamente Erkek Enstitüsü’nü çaktırmadan öylesine ustalıkla çizer ki kendinizi orada bulursunuz. ‘Bu,’ dersiniz ‘Kraus benim sıra arkadaşımdı’. ‘Schlinski sınıf başkanına benziyor’. ‘Jakop von Gunten’in arkadaşı Schact ilginç biri ve benim hallerimi de taşımıyor değil’; “gülmeyi seviyordur ama güldükten hemen sonra yüzüne ve duruşuna çok yakışan ağır bir melankoliye kapılıyo”dur. Başta Enstitü müdürü olmak üzere üzere herkes birbirinden ilginçtir burada ama, romanın özü kadar Walser’in yazarlık yaklaşımını özetleyebilecek cümle yine Gunten’in dilinden dökülür; “İnsanlardan kaçınca insan yarı deli oluyor.” Sanırım Herman Hesse’in Walser için kitabın arkasında yer alan sözü bu cümlede gizlidir. “Onu yüz bir kişi okusa, dünya daha yaşanası bir yer olurdu” demiş Hesse.
Walser’in yer yer acımasızca ve gerçeklikten kopmaksızın çizdiği portre ve anlattığı öykü, okul müdürünün Gunten çizgisine yaklaşmasıyla sonuçlanacaktır. Yalnız, Walser’in seviyeli iğneleyişleri insanın satirik tarafını da hep ayakta tutmaya yöneliktir. “Uzun zamandan beri dünya tarih etrafında değil para etrafında döner olmuşsa” ve “kibirli gelenekler” her sabah insanın gençliğinin önüne konuluyorsa, evet olsa olsa bu bir ‘tarz’dır. İnsanın ufalandığı fakat sonuçta insandan başka her şeyin uçup gittiği tarz. Şimdi diyorum ki kendi kendime, şu romanı alayım ve o adama, müdüre hediye edeyim. Her sabah nutuk çekip azarladığınız çocuklar sadece öğrenci değil kat kat insandırlar. Siz biçilmiş ağaçların kokusunu, çimenlerin hüznünü, dahası güneşin her sabah farklı doğuşunu görmüyor musunuz? Hayır hayır, Walser size bu imkanı sunar. Edebiyat sunar. Karşılıksız sunar. Yeniden sunar. Bir gün sunar.

Jakob von Gunten’in Günlüğü
Robert Walser, çeviren: Gül Gürtunca, Doğan Kitap, 2007

1 Yorum:

N.Narda dedi ki... 30 Aralık 2010 19:45  

Kafka sevenler güruhundan biri olarak merak ettim ve adını not ettim kitabın. Teşekkürler.

Konuyla ilgili düşüncelerinizi ekleyin↓

― Lütfen konuya yönelik yorum yapınız.
― Blog'a yönelik yorumlarınızı " Blog Yorumları " sayfasına bırakınız...
― Google Hesabı olmayanlar Yorumlama Biçiminden Adı / URL'yi veya ANONİM seçerek yorum yapabilir...

Son yorumlar

! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor diyenler...

Yazıları

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :



... paylaşmak istedikleriniz varsa ...


Site içeriğine (M) ve konulara uygun olduğunu düşündüğünüz haberleri, görselleri, yazıları.. e-posta yoluyla bilgilerini yollayın paylaşalım.

.
..... Her şeyi değil, şeyleri paylaşan site ......